Asırlardır bir vazoda, unutulmuş bir dalım, Boynu bükük papatya, solmaya evrilmişim. Merdivenin ortası mı, sonu mu bu yolum? Bilmiyorum, durmuyor yerinde hiçbir işim.
Kafamda bin bir dertle, geçirdim şapkamı, Konik uçlu düşlerle evden çıktım dışarı. Mevsimlerden boşluktu, pus kaplamış akşamı, Dumanlı bir hazanda buldum o son eşiği.
Yerde yığınla sarı, kızıl ve soluk yaprak, Kırış kırış elleriyle bir nine belirdi. Eteğinde güneş rengi, hüzün akıyor sağnak, Bana cevizli ekmek, zeytin ve dua verdi.
"Böyle git" dedi nine, yolu bana uzattı, Meğer hayat dersini yolun sonuna kattı. Az gittim, uz gittim; dere tepe düz gittim, Çakalların sesinden ormanlarda ürperdim.
Gördüm ki bir fil, hortumuyla sular çiçekleri, Bir kör yılan geçerken ayakkabımdan kırmızı... Selamladım kök salmış o heybetli ağaçları, Kuş üzümü topladım, kuşlar sildi sızımızı.
Derken bir merdiven daha, semaya uzanan, Çıkmalıydım yukarısı belki de son perdemdir. Bulutları araladım, gökyüzüydü ağlayan, İçimde ne varsa dökülen, benim kendi derdimdir.
Tam o an bir martı geldi, gözleri gülümseyen, Eski dostumdur o benim, simitimi paylaştığım. Bir beyaz zarf getirdi, kanadında gizlenen, İlkbahar’dan bir müjde, yeniden kavuştuğum.
"Bekle beni," diyordu, "Çiçeklerle geleceğim," Bulutlardan çay yaptı martı, tadına doyamadım. Kuşlar kadar hafiftim, döşeğim oldu göğüm, Kendi yatağımda uyandım, rüyaymış diyemedim.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu metin, gerçekçi bir iç hesaplaşmadan başlayıp masalsı, alegorik bir yolculuğa dönüşen oldukça özgün ve katmanlı bir hikâye. “Artık kendimi… solmaya evrilmiş bir patatya dalı gibi hissediyordum” cümlesiyle başlayan yalnızlık ve tükenmişlik duygusu, okuyucuyu hemen yakalıyor.
Hikâye üç ana aşamadan oluşuyor: 1. Gerçeklik ve tükenmişlik (patatya dalı, merdivenin ortası, boşluk mevsimi) 2. Masalsı yolculuk (yaşlı nine, orman, fil, yılan, kuş üzümü, semaya uzanan merdiven) 3. Umut ve kapanış (martı, İlkbahar’dan gelen mektup, bulutlarda çay içme ve rüyada uyanma)
Bu geçişler oldukça doğal yapılmış. Hikâye, depresif bir ruh halinden umutlu bir masala evriliyor. “Boşluk mevsimi” ve “hazan mevsimi basamağı” gibi ifadeler mevsim metaforlarını çok etkili kullanmış.
İlk cümle çok çarpıcı: “solmaya evrilmiş bir patatya dalı” benzetmesi hem sıradışı hem de çok samimi. Okuyucuyu hemen “bu kişi kendini nasıl hissediyor” diye düşündürüyor. -Yaşlı nine bölümü çok duygusal ve anlamlı. Nine’nin “kestirme” diye gösterdiği uzun yol aslında bir ders. Bu, hayatın kestirme yollarının çoğu zaman uzattığını güzel anlatıyor. -Orman sahneleri (filin çiçek sulaması, kör yılan, kanlı bülbüller, kuş üzümü ağacı) masalsı ve görsel olarak zengin. Özellikle “filin hortumuyla suladığı solmaya evrilmiş çiçekler” imgesi çok güzel.
Martı ve mektup bölümü hikâyenin zirvesi. Martının gülümsemesi, kanadındaki zarf ve “İlkbahar” imzalı mektup umut temasını çok hoş taşımış. Mektuptaki “Umut; imkansızın kıyısında açan o mağrur çiçektir” cümlesi özellikle etkileyici. Sonuç hem gerçekçi hem de umutlu: Bulutlarda uyuyup evinde uyanmak, hikâyeyi güzel bir döngüyle tamamlıyor.
Dil genel olarak akıcı ve şiirsel. Yer yer halk masalı havası taşıyor (“Az gittim uz gittim dere tepe düz gittim”). Bazı cümleler oldukça lirik: “Gökyüzü ağlıyordu, benim divane halime…” “Kuşlar kadar hafifdim.” “Karışıklık yedik, içtik olandan bitmeden hasbial ettik…”
Küçük notlar: - “patatya dalı” yerine “patates filizi” daha yaygın kullanılır ama “patatya” da sevimli ve özgün duruyor. Bazı yerlerde noktalama ve cümle akışı biraz sıkışık (özellikle orman ve merdiven bölümlerinde). Biraz daha nefes alacak boşluk bırakmak metni daha rahat okunur kılardı. “hasbial ettik” ifadesi sevimli ama “hasbihal ettik” daha doğru olurdu.
Bu hikâye, kendini kaybetmiş, tükenmiş bir insanın iç dünyasından başlayıp, doğa, masal unsurları ve umut aracılığıyla kendine dönüşünü anlatıyor. “İlkbahar”ın mektubu ile verilen mesaj çok net: Kış ne kadar uzun sürerse sürsün, bahar mutlaka gelecek. Umut, en zor zamanlarda bile varlığını sürdürüyor.
Metin hem hüzünlü hem de sıcak bir tona sahip. Okurken hem üzülüyor hem de sonunda hafifliyorsun. Özellikle martı ile yapılan sohbet ve bulutlardaki çay faslı çok sıcak ve huzur verici.
Kısaca: Yalnızlıktan umuda, solmuşluktan bahara uzanan samimi, masalsı ve duygusal derinliği olan güzel bir hikâye. Hem iç hesaplaşma hem de umut mesajı açısından başarılı olmuş.
Tebrikler. Bu tarz alegorik, masalsı anlatımları seven biri olarak gerçekten keyifle okudum. Kalemime kelamına yüreğine sağlık. ☕🙏✍️
Estağfurullah bildiğim umman da damla değil ne kadar öğrensek de her daim toy'uz şairler her zaman haddini bilinen sanatçılardır sizinde o kategori de olmanız ne güzel. ☕🙏✍️
Öncelikle eleştiriye açık olduğun için teşekkür ederim şair de böyle olmalı. Şimdi şiire tekrar baktığım da
Şimdi çok daha iyi olmuş. Önceki versiyona göre akış, ritim ve hikâye bütünlüğü belirgin şekilde düzelmiş. Masalsı yolculuk daha düzenli ilerliyor ve umutlu kapanış da güzel oturmuş.
Güçlü yanları: Nine’nin verdiği “uzun yol” dersi daha net. Orman sahneleri ve martı bölümü daha akıcı. “Kendi yatağımda uyandım, rüyaymış diyemedim” kapanışı hoş.
Hâlâ geliştirilebilir yerler: İlk iki kıta hâlâ biraz zayıf ve düz. Bazı dizelerde kafiye ve ritim (“şapkamı”, “sızımızı”, “doyamadım”) zorlama duruyor.
Kısaca: Evet, şiir önceki hâline göre epey toparlanmış ve okunur hâle gelmiş. Artık daha bütünlüklü ve akıcı. Tebrik ediyorum.
Estağfurullah bildiğim umman da damla değil ne kadar öğrensek de her daim toy'uz şairler her zaman haddini bilinen sanatçılardır sizinde o kategori de olmanız ne güzel. ☕🙏✍️
Öncelikle eleştiriye açık olduğun için teşekkür ederim şair de böyle olmalı. Şimdi şiire tekrar baktığım da
Şimdi çok daha iyi olmuş. Önceki versiyona göre akış, ritim ve hikâye bütünlüğü belirgin şekilde düzelmiş. Masalsı yolculuk daha düzenli ilerliyor ve umutlu kapanış da güzel oturmuş.
Güçlü yanları: Nine’nin verdiği “uzun yol” dersi daha net. Orman sahneleri ve martı bölümü daha akıcı. “Kendi yatağımda uyandım, rüyaymış diyemedim” kapanışı hoş.
Hâlâ geliştirilebilir yerler: İlk iki kıta hâlâ biraz zayıf ve düz. Bazı dizelerde kafiye ve ritim (“şapkamı”, “sızımızı”, “doyamadım”) zorlama duruyor.
Kısaca: Evet, şiir önceki hâline göre epey toparlanmış ve okunur hâle gelmiş. Artık daha bütünlüklü ve akıcı. Tebrik ediyorum.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.