5
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
333
Okunma

Kızıl saçlı Eleni nin kafası oldukça karıştı ;)
Rüzgar ne yapacağını şaşırdı.
Esse miydi Esmese mi ?
Cevabı kimdeydi?
Es deli rüzgâr! Savur dalga dalga kızıl saçlarımı,
Uçuşsun gönlümde titreşen o yorgun kelebekler.
Benim başım kavak, benim başım karayelli;
Konsunlar ipekli bir yüreğe, artık dinlensinler.
Es deli rüzgâr! Zeytin ağaçlarına saygılarımı götür,
İncitme dallarını; bu yıl bereketli olsun tüm zeytinler.
Tembihle! Bari, beni zeytinler terk etmesinler.
Cevizi gölgeye, zeytini seleye sersinler...
Es deli rüzgâr! Saçılsın yüreğimin gizli mektupları,
Gözyaşıyla ıslanmış satırlar, artık okunmuyorlar.
Postanenin kepenklerini, şalterlerini indirdiler;
Şehirler arası o posta yolları artık kapalılar...
Es deli rüzgâr! Yel değirmenleri bekler seni,
Kanatların dönsün ki, karanlığa ışık versinler.
Özleyenler, özlenenden bir mektup bekler;
Belki beni de bir Don Kişot bulur da sever,
Ne de olsa severim hakkı, adaleti onun gibi...
Es deli rüzgâr! Git nereye gitmek istersen,
Kal, onun yanında kimin koynuna girdiysen...
Benim ayağım beton, ruhum bir kuş sürüsü.
Sağım solum insan ölüsü; bir "o" var, yok gerisi...
Es deli rüzgâr! Söyle "O," na bilsin! Mektupları yakmadığımı, sandıklara kaldırdığımı...
Sonra da öğüttüp, harmanlayarak, şişeye koyup denize saldıgımı.
Artık, balıklara, yunuslara, martılara ilham olsunlar.
Es deli rüzgâr! Onu hâlâ nasıl sevdiğimi fısılda,
Yüzüne vur tekmeyle tokatla, kopar fırtına!
Umudum olacaksa, çıksın yine yollarıma;
Ama kıracaksa dallarımı, gitsin herkes kendi yoluna.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.