2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
76
Okunma
Bir kahvenin kırk yıl hatırı var derler…
ama kimse söylemez o kırk yılın kiminle geçtiğinin insanın ömrüne nasıl kazındığını.
Çünkü mesele kahve değil,
o fincanın karşısında oturanın gözlerinde kaybolabilmek…
Sessizliğin bile konuştuğu bir anı paylaşabilmek.
Öyle biri olmalı ki yanında,
kahve soğusa da için ısınmalı…
Zaman geçse de an eksilmemeli.
Yoksa herkesle içilen kahve,
boğazdan aşağı inen sıradan bir acılıktan ibaret kalır.
Ama doğru insanla içilen bir kahve…
yıllar geçse bile dudaklarında aynı tadı bırakır.
Ve insan şunu anlar:
Kırk yıl hatırı olan şey kahve değil…
yanında oturanın kalbine bıraktığı izdir.
Çünkü bazı kahveler içilmez sadece, içine saklanır. Bir bakışı vardır mesela, sanki dünya biraz daha sessiz olsun ister o an. Bir cümle kurmaz ama susarak bile “buradayım” der.
Ve sen anlarsın; asıl kırk yıl hatır, o kahvenin sıcaklığında değil, o insanın sende bıraktığı izdedir.
Giderken bile eksilmeyen, hatırladıkça büyüyen bir eksiklik…
Çünkü bazı insanlar gider, ama fincanı masada kalır. Buharı çoktan dağılmış olsa da, içindeki sıcaklık senden hiç çıkmaz.
Ve en ağır gerçek şudur: Bazı kahveler içilmez… ömür boyu yudumlanır.
Kahve sadece bir içecek değildir aslında, bir hatırın sessizce kalpte bekleyişidir.
Bazen köpüğünde bir gülüş saklanır, bazen fincanın kenarında yarım kalmış bir cümle.
Ve en güzeli şudur: Doğru insanla içilen kahve, zamana karşı bir imzadır. Ne acele eder, ne biter.
O an uzar… Saat değil, his ölçer zamanı.
Bir yudumda dünya biraz daha yumuşar, bir bakışta hayat biraz daha anlaşılır olur.
Çünkü bazı anlar vardır; kahvenin buharında değil, kalbin sıcaklığında demlenir.
Ve insan şunu öğrenir: Hatır dediğin şey, kahvede değil… o anı güzel yapan kalpte saklıdır.
Kahvenin en güzel yanı içilmesi değil, beklenmesidir aslında.
Bir fincan hazırlanırken geçen o sessizlikte, hayatın telaşı biraz geri çekilir.
Ve dünya, bir süreliğine daha az ağır olur.
Bir masa kurulur bazen; iki sandalye, iki nefes, bir de görünmeyen huzur.
Kelimeler azalır, ama anlam çoğalır.
Çünkü bazı anlar konuşarak değil, aynı fincana bakarak yaşanır.
Kahve soğumaz aslında, insan bazen zamanın içinde ısınır.
Ve en zarif gerçek şudur: Kahvenin hatırı kırk yıl değil… o anı güzelleştiren bakışın ömrüdür.
Bir fincan kahve, bazen bir ömre sığmayan huzurun kısa hali olur.
Kahve dediğin şey aslında bir bahanedir.
Asıl mesele, o fincanı tutan ellerin birbirine ne kadar yakın olduğudur.
Bir masa düşün…
Üzerinde iki fincan, içinde aynı sıcaklık.
Ama içindeki hisler asla aynı değildir.
Çünkü biri kahveyi içer,
diğeri o anı…
Ve bazı anlar vardır;
ne konuşmaya ihtiyaç duyar,
ne de açıklamaya.
Sadece bakışlar yeter…
Fincanın buharı gibi sessiz,
ama içi ısıtan bir yakınlık.
Zaman orada biraz durur.
Saat değil, kalp ölçer akışı.
Ve insan şunu fark eder:
En güzel kahve, en pahalı olan değil…
en içten paylaşılandır.
Çünkü hatır dediğin şey kahvede değil,
o fincanı seninle aynı huzurla tutabilen insandadır.
Ve en sonunda geriye tek bir gerçek kalır:
Önemli olan kahve değil… kiminle içildiğidir.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.