0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Bazı masalar sadece bir kere kurulur hayatta.
Aynı kahve yeniden yapılır belki,
aynı fincan raftan tekrar iner…
ama o an,
o his,
o “biz” bir daha gelmez.
İnsan en çok da buna yanar işte…
Gidenin yokluğuna değil,
onunla var olan halinin kayboluşuna.
Çünkü bazı insanlar
sadece hayatına girmez…
seni başka birine dönüştürür.
Ve onlar gidince,
kendinden de biraz eksilirsin.
Bir kahve içimi kadar kısa sanırsın bazı şeyleri…
oysa etkisi bir ömür sürer.
Ve gün gelir…
başka masalarda oturursun,
başka gözlere bakarsın,
başka kahveler içersin…
Ama bir yudumda
ansızın boğazın düğümlenir.
Çünkü hatırlarsın…
bir zamanlar
birinin gözlerinde kaybolmanın ne demek olduğunu.
Ve işte o an anlarsın:
Bazı kahveler bitmez…
sadece yarım kalır.
Ve bazı yarımlar vardır…
insanın içinde tamamlanmayı değil,
eksik kalmayı öğrenir.
Çünkü bazı hikâyeler bitmez aslında,
sadece sessizleşir.
Adını koyamazsın artık…
ne “gitti” dersin,
ne “kaldı”.
Arada bir yerde
soluk bir iz gibi durur.
Bir kahve soğur ya yavaş yavaş…
işte öyle soğur bazı insanlar da içimizde.
Ama ne gariptir…
soğuyan şey unutulmaz,
daha çok akılda kalır.
Ve insan şunu öğrenir zamanla:
En çok can yakan şey gitmek değil,
alışamamaktır.
Çünkü birini unutmak kolaydır belki…
ama onunla öğrendiğin kendini
nasıl unutursun?
Bazı geceler olur…
aynı masa kurulur zihninde,
aynı kahve gelir,
aynı bakış oturur karşına…
Ama konuşmazsın.
Çünkü bazı vedalar
sözle değil,
içinde büyüyen sessizlikle olur.
Ve o sessizlik büyüdükçe…
insan kendi içine daha çok çekilir.
Sonra bir gün fark edersin:
Artık kahve içmiyorsundur…
hatırlıyorsundur.
Bazı yarımlar vardır…
insanın içinde tamamlanmayı değil,
eksik kalmayı öğrenir.
Çünkü bazı hikâyeler bitmez aslında,
sadece sessizleşir.
Adını koyamazsın artık…
ne “gitti” dersin,
ne “kaldı”.
Arada bir yerde
soluk bir iz gibi durur.
Bir kahve soğur ya yavaş yavaş…
işte öyle soğur bazı insanlar da içimizde.
Ama ne gariptir…
soğuyan şey unutulmaz,
daha çok akılda kalır.
Ve insan şunu öğrenir zamanla:
En çok can yakan şey gitmek değil,
alışamamaktır.
Çünkü birini unutmak kolaydır belki…
ama onunla öğrendiğin kendini
nasıl unutursun?
Bazı geceler olur…
aynı masa kurulur zihninde,
aynı kahve gelir,
aynı bakış oturur karşına…
Ama konuşmazsın.
Çünkü bazı vedalar
sözle değil,
içinde büyüyen sessizlikle olur.
Ve o sessizlik büyüdükçe…
insan kendi içine daha çok çekilir.
Sonra bir gün fark edersin:
Artık kahve içmiyorsundur…
hatırlıyorsundur.
Ama sonra bir gün…
aynı kahve bu kez içini acıtmaz.
Güneş başka doğar sanki,
aynı fincanın içinden bu kez huzur yükselir.
Anlarsın ki hatıra kalmak zorunda değildir yara olarak.
Birinin gidişi seni eksiltmemiştir aslında,
sadece sana kimle tamamlanacağını öğretmiştir.
Ve bir gün…
öyle biri oturur ki karşına,
ne geçmişi unutturur ne de onunla yarıştırır seni.
Sadece yanında olmanın bile yettiği bir dinginlik bırakır içine.
Kahve yine kahvedir…
ama bu kez acele edilmez,
soğusa da dert edilmez.
Çünkü sohbeti sıcaktır,
çünkü kalbi tanıdıktır.
Ve işte o an…
kırk yılın sırrını gerçekten anlarsın:
Mesele kiminle başladığın değil,
kiminle huzurla kalabildiğinmiş.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.