0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
68
Okunma

DİLJİN KOVEXİ’YE
Hazirandı,
Ağır kalp krizlerinin sarsıntıları zelzele gibi inmişti bedenime
Tek tek atan serseri nabızlar seyrinde,
Günlerce direnmiştim ölüme yoğun bakım ünitelerinde
Çıktığımda öğrendim, mide kanamasıyla birlikte,
kalp yetmezliğinden göçüp gittiğini Diljin
Haziran bu işte, şairin iyisinden anlıyor yani
Ben ölmediysem şair olmadığımdan ölmedim.
Bir gün şair olursam söz olsun Haziranda öleceğim…
Ahmet Muhip,
Hasan İzettin ölmedimi Haziranda ?..
Cemil Meriç,
Zarifoğlu Cahit,
Orhan Kemal hepsi Haziran yitiği
Ve, Nazım’ı
Ve, Ahmed Arif’i almadımı bizden kalp krizleriyle Haziran?.
Birde sen, birde sen katıldın o erişilmez şairler kervanına Diljin
İdil yoksul bir kentti
Toprağı çatlak
Çocukları çıplaktı
İdil adıydı kısa çoban şiirlerinin
Yoksuldun ama adın uzundu
Rüzgâr gibi,
dağdan ovaya inen bir ağıt gibi, Diljin
İdil’den başlayıp Misis’e uzanan kısa bir macera,
kısa bir konukluktu yaşamın
Kanatların da,
yüreğin de,
kalemin de hep kırıktı
Telaşlı bir yaşam yolculuğunda acilen ölmen gerekiyordu!
Ve uzun
Ve kısa şiirlerin
Ve Epilya
Ve Jose
Öksüz kaldı ama sahipsiz kalmadı Diljin
Şimdi yoksun ya,
Ölümünü anlattığın
yasaklı dilinin kanatan tüm sözcükleri,
mermi gibi saplandı yüreğime
O uslanmaz şiirlerin mavzer yatağydı zaten…
Ahh...
Sen sevdayı dipsiz yaşayan
Sen öksüz ve eğik başlı fahişelerin de başını okşayan âsi çocuk
Şimdi okşanacak bir mezar taşı
ve milyonlarca öksüz el bıraktın ardından
Ellerinden tutamadık bağışla bizi, Diljin…
Erdal KARADAĞ
20 Haziran 2017
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.