0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
124
Okunma
Çıplaklık…
Suyun beden kirini akıttığı saatler.
Çocuklar derin bir uykunun peşine düşmüş.
Ayakları, toprağı görmüş kentlerin kıyılarına değmiş,
biraz da çamura bulaşmıştılar.
Ve yüreğimiz ıslaktı;
nemliydi odalarımızın dip köşeleri.
İs kokusuna çıkardı adımız, kadınlığımız.
Doğurduklarımız, doğuracaklarımıza kardeşti;
gecelerimiz ötekileşmişti.
Gündüzün lafı mı olur
koş ışığa.
Dip dibe uyurdu bedenlerimiz.
Biz, kendimize yoksulluk yazgısı hazırlamıştık;
sonrası kolay değildi.
Kopup gitmek…
Sırt sırta verirdi acılarımız,
büyür, bazen de ölürlerdi.
İşte kaşık düşmanı, ekmek düşmanı günler
zil çalar, ocak tüterdi.
Sabahın bir körü, gecenin bir ucu:
bizdik.
Gökyüzü yarım duvaklı olurdu hep.
Öyle çok oynanacak bir hava da değildi.
Çünkü biz,
hayallerimizi kamburu çıkmış dağların ardında
bırakıp gelmiştik.
12-04-2026
ist
zaralıcan
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.