2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma

Adı kısa belki ama, içimde yankısı sabaha kadar süren bir geceydi bu.
Saatler ilerledi, fakat zaman yerinden kıpırdamadı sanki…
Sokak lambaları altında yürürken kendimi bir yabancı gibi hissettim,
Taş duvarların arasından geçen rüzgâr bile bir şey anlatır gibiydi.
Bir lahza durdum…
Göğsümün ortasında ağır bir sessizlik vardı.
Sanki herkes kendi hikâyesinin kıyısında bekliyordu bu gece,
Kimisi bir sigara dumanında, kimisi yarım kalmış bir vedada.
Bazı sözler dolaştı dilimin ucunda,
Ama çoğu söylenmeden düştü içime.
Nice ağızlar konuştu bu şehirde,
Nice cümleler savruldu rüzgâra…
Ve çoğu, kalbin yükünü taşımayan bir lafı güzaftan ibaretti.
Bir yerlerden eski günlerin rayihası geldi sonra,
Bir çocukluğun, bir hatıranın, bir yarım sevdanın kokusu…
Bir kapı aralandı sanki zihnimde,
Ve içinden geçen hatıralar sessizce yürüdü.
İnsan bazen kalabalığın ortasında bile yalnız kalıyor.
Bir kahkaha yükseliyor bir yerden,
Bir bardak masaya vuruluyor sertçe,
Birinin gözünde saklı kalan bir hikâye büyüyor gecenin içinde.
Ve ben anladım o anda…
Bazı kalpler dışarıdan güçlü görünür ama içten içe dilhundur.
Gülüşlerin ardında saklanan kırıklar vardır,
Kimse görmez ama gece bilir.
Sonra bir rüzgâr esti ansızın,
Şehrin üstünden geçen ağır bir iç çekiş gibi…
Uzak bir sokaktan gelen bir ses,
Bir insanın içinden kopan sessiz bir vaveyla gibi dağıldı karanlığa.
Topladım kendimi sonra,
Bir vitrinin camında yüzüme baktım uzun uzun.
Dedim ki içimden;
Bazı insanlar konuşarak değil, yaşayarak anlatır kendini.
Ve belki de bu yüzden…
Gece hem ağırdı hem de bir an kadar kısaydı.
Bir şairin suskunluğu kadar derin,
Bir kelimenin dudaktan düşüşü kadar kısa.
Adını koyamadığım bir hikâye gibi geçti zaman.
Ama içimde bir yerde biliyorum ki;
Bu şehirde sözü eğip bükmeyen biri varsa hâlâ,
O da gecenin ortasında yürüyen bir Dilbazdır.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.