0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
129
Okunma
İstersen elli yıl düşsün takvimlerin yapraklarına,
İstersen bir ömür sığsın bu aşkın topraklarına.
Sabahlara dek seviştik, tenimizde aynı koku,
Güneşi birlikte uyandırdık, dağılsın gecenin uykusu.
Kadehlerin dibinde kahkahalarımız kalsın yan yana,
Biz birlikte içtik, birlikte güldük kana kana.
Ama artık bitti...
Değil elli yıl, yüz yıl aksa da zamanın nehrinden,
Bir milim bile kıpırdamam artık yerimden.
Gözlerinde aradığım o kadim liman,
Şimdi fırtınasız bir deniz, bomboş bir meydan.
İçimdeki gürültü dindi, o hırçın rüzgâr sustu,
Yüreğim artık sana tek bir kurşun atmıyor.
Zırhımı yere bıraktım, kılıcım pas tuttu,
Bizim savaşımız bitti, artık kan akmıyor.
Şimdi eğilip ruhuna sessiz bir mühür vuruyorum,
Helallik gibi, asırlık bir veda bırakıyorum.
Kutsal bir teslimiyetle, uzağında duruyorum,
Gidiyorum işte… rüyadan uyanmış bir gerçek gibi.
Git şimdi, bir asır başkasının kollarında uyu,
Başka tenlerde ara o eski, derin Ayhan Ulu’yu.
Seni azat ettim, kendimi de o bitap sancıdan,
Geçtim artık o amansız, o bitmeyen davamdan.
Savaşım bitti; galibi benim, mağlubu sensin bu meydanda,
Artık iki yabancıyız aynı dünyada.
Alnından öptüğüm o yer, bir vedanın nişanı,
Bu şiir, küle dönmüş bir ihanetin son hatırası.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.