0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
93
Okunma

Misket takvimi diyorum günlüğüme
Gölgelerin içine salınmış pencere gözlerim
Kimi bekliyorum tanımadım henüz
İstenilmiş bir yemeği bekler gibi açım
Annemin nazını hiç tatmadım,
Garsonlar bahşişli sahibim,
Mama kabım tıngırtısız porselen lekesizliği
Bir müzik vuruyor kulaklarıma
Aaâh dance dance dance
Çocuk eline tutuşturulan, hayır! bu ne ye azarı.
Dişlerimi süslüyorum ve saklıyorum
Dudaklarım gibi dişim de mahcup artık
Ellerimi harflere daldırıyorum
Kokulu bir lokum değiyor,
Pudra şekerli dağ kayıyor ellerimden
Yeryüzüne geri bırakıyorum sertçe
Gökyüzünde eriyen pamuk şekeri,
Gözleri ıslak kediyi saklıyorum avucumla
Bahşiş veremeyen zavallı ölüler de sessiz.
Zavallı derken yere düşen gölgeye bakıyorum
Mağrur, acısız, iniltisiz tam bir mitos inadı
Gebereceksin az sızlan diyorum
Susturuyorum şiiri,
İlah ölemezken ne diye üzüleyim
Sahibim var,
Bildiğim en güzel yerimden tutar beni
Endişesiz bir kusurluluk hali insanlığım
Sabırla çıkılan kırık merdiven gibi şiir
Evin kapısında durdum sanki
Az evvel nasıl başladım buraya gelmeye
Güzel ev, içeride Allah var gibi
Kalbime bakıyorum kapı yitmiş
Zil sökük, oturup ağlıyorum
Gölgem yerden kaldırıyor kelimeleri
Rengarenk misketlerim dökülüyor sayfaya
Bu şiir nasıl oynanır,
Kedi gözlerini kurulamış bana bakıyor
Garson!..
Başka bir şey ...
Evet, sizde dua var mı?
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.