10
Yorum
31
Beğeni
5,0
Puan
303
Okunma

Bazı geceler öyle çok özlüyorum ki seni,
Hiç geçmeyen dakikalara susuyorum.
Seni benden çalıp götüren
Akreple yelkovana küsüyorum.
Kokunun sindiği tişörtünü giyip,
Sanki bir zırha bürünür gibi giriyorum soğuk yatağıma.
Ama nafile...
Giderken alnıma bıraktığın o son öpüş,
Bir mühür gibi yanıyor tenimde,
Zihnimin koridorlarında yankılanıp duruyor, bir türlü rahat vermiyor uykularıma.
Aldığın romanın sayfalarına gömüyorum başımı,
Bir aşk konusu, senin kokuna karışıyor...
Livaneli’nin satırlarında el ele, korkusuzca yürüyen Leyla ve Selim’i kıskanıyorum.
Onlar kağıttan bir dünyada sonsuzken,
Ben bu gerçek dünyada, sensizliğin her santiminde eksiliyorum...
Bazı geceler yokluğun öyle bir uçurum ki
kendi sesimden korkup susuyorum gözyaşıma...
Küsüyorum,
Beni bu ıssızlıkta bırakan yalnızlığıma.
Dünyayı dışarıda bırakmak istercesine kapatıyorum ışıkları,
Battaniyemi başıma kadar çekip, o karanlık sığınakta
Küçücük bir çocuk oluyorum iki büklüm
Sanki ne kadar küçülürsem,
Hasretim de o kadar azalacakmış gibi.
Bazı geceler öyle amansız bir sızı ki bu
Anamın, babamın kokusu gibi
Doluyorsun ciğerlerime,
genzime dayanıyor yokluğun
nefes alırken canım yanıyor
susuyorum hüzne
küsüyorum, seni benden uzağa,
beni senden öteye koyan her şeye.
Bazı geceler öyle bir eşikteyim ki,
Ağır geliyor yorgun bedenime;
Unutmak ile uyumak arası bir boşlukta
seni yaşamak...
Kalemim de küskün şiire,
Her harfi bin ah ile döküyorum satırlara.
Çünkü canımı en çok bu eşik yakıyor;
Özlemek ile ölmek arası bir çizgide
seni yazmak...
Ely
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.