33
Yorum
39
Beğeni
5,0
Puan
322
Okunma
ANLATMA BANA
Anlatma bana
sözlerin süsünü, cümlenin cilasını,
yorgun dünyanın üstüne çekilmiş
o ince, parlak yalanı anlatma bana.
Ben gördüm…
duvarı yıkılan evlerin altında kalan sabahları,
ocağı sönmüş bir annenin sessiz çığlığını,
oyuncağı yarım kalmış bir çocuğun
geceye düşen gölgesini.
Anlatma bana
“dünya değişiyor” deme,
ben o değişimin altında ezilenleri gördüm.
Bir düzen kuruldu diyorsun,
kim için? kimin üstüne?
hangi gözyaşının pahasına?
Boş konuşma!
Söz değil, ses değil, yankı değil
icraat var mı söyle?
Bir çocuğun başını okşayan el var mı?
Bir yetimin sofrasına ekmek koyan var mı?
Anlatma bana…
çünkü ben o yetimlerin dilini öğrendim,
kelimesiz konuşurlar onlar,
gözleriyle haykırırlar:
“Bizi kim duyacak?”
Ve kimse cevap vermez.
Bir şehir düşün
ışıkları yanıyor ama içi karanlık,
binalar yükseliyor ama yuvalar yıkık,
insanlar çoğalıyor ama merhamet eksik.
Nereye gidiyoruz?
Bu yol nereye çıkar,
bu hız neyin kaçışı?
Dur diyen yok mu?
Duracak bir yer kaldı mı?
Anlatma bana
çünkü ben tükenen insanlığı gördüm,
kalbi atıyor ama hissetmiyor,
yaşıyor ama yaşamıyor.
Bir gürültü var içimde,
susmayan, dinmeyen, büyüyen
bir feryat bu,
ta içimden kopup gelen:
“İnsan, insana ne zaman dönecek?”
Anlatma bana…
çünkü sözler yetmiyor artık,
çünkü dünya ağır,
çünkü yük büyük,
çünkü acı gerçek
ve çünkü…
Bir çocuk hâlâ ağlıyor
bir yıkıntının kenarında.
ALİ RIZA COŞKUN ©
5.0
100% (32)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.