Okuduğunuz
şiir
27.3.2026 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
Saryan
Sarılıyorum güneşi, Ondandır akan boyaları Balçık değil elinin kiri Bir bakmışsın bükememişsin eli.
Soluyorum gitgide Kahverengi beneklere boyandım Güneşin pası, zifti aktı üzerime Bir bakmışsın elden ayaktan düşmüşüm; El umurumda değil ama ayaklar baş oldu, Ona yangınım.
Bir zülüflük hatıra zaten Kirpiklerime değrilen Bulanık, varla yok arasında, ama orada.
Soluyorum dedim ya Nefes aldıkça içimdeki çiçekler soluyor. Ne bahar ne de ahir vakitler Buz gibi zeminde çıplak ayak, Yanıyorum.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiirime vakit ayırıp kıymetli yorumlarını bırakan, samimiyetle hislerini paylaşan tüm dostlara yürekten teşekkür ederim. Her bir yorumunuz, şiirin o biricik yolculuğunda ayrı birer durak benim için. Sanatın sadece kalıplardan değil, gerçek duygu paylaşımlarından beslendiğini görmek çok kıymetli. Ruhuyla dokunan herkese selam olsun.
Nesibe Kuzu tarafından 15.4.2026 21:26:10 zamanında düzenlenmiştir.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri seçenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Hüma Efkan tarafından 28.3.2026 22:51:08 zamanında düzenlenmiştir.
Hüma Bey, Aslında meselemiz bir kelimenin sözlükteki yeri değil, dilin o ucu bucağı olmayan imkanları içinde kurduğumuz bu fikir işçiliğidir. Ben, farklı bakış açılarının birbirini eksiltmek yerine çoğalttığına inanıyorum. Zira edebiyat, sadece üzerinde uzlaşılan kuralların değil, üzerinde düşünülen aykırılıkların da toplamıdır. Sizin diller üzerindeki titiz muhafızlığınız ile benim sanatsal sınırları genişletme çabam, aslında aynı nehrin farklı yataklarda akması gibi; ikisi de sonuçta Türkçenin o zengin denizini besliyor. 'Değrilmek' sözcüğü belki bugün kulaklarınızda yabancı bir tını bırakıyor, ancak benim dünyamda o dizedeki o tarifsiz bükülmeyi karşılayan tek ses. Sizin gibi birikimli bir edebiyat dostuyla bu zeminde zihin egzersizi yapmış olmak, sürece dair kıymetli bir deneyimdi. Sözlerin bittiği yer değil, yeni anlamların başladığı yer olması dileğiyle. Esen kalın.
Hüma Bey, Bilginin bir 'iktidar aracı' olarak kullanılmasına saygı duyarım ancak diller arasındaki hakimiyetiniz, maalesef sanatın en temel ilkesini; yani 'icat' unsurunu ıskalamanıza neden olmuş. Türkçede, Almancada ya da Farsçada bu kelimenin sözlük karşılığını bulamamanız bir eksiklik değil, aksine benim şair olarak o boşluğu doldurma başarımı gösterir. Edebiyat, var olanı tasnif edenlerin değil, olmayanı var kılanların omuzlarında yükselir. Eğer şairler sadece sözlüklerin icazet verdiği kelimelerle yazsalardı, bugün ne bir imge dünyasından ne de dilin genişlemesinden bahsedebilirdik. Sizin 'hiç duymadım' dediğiniz o 'değrilmek' eylemi; dilin kemikleşmiş yapısına karşı bir protesto, istemsiz bir boyun büküşün yeni bir tınısıdır. Dil bilgisi bir zanaat, dil kurmak ise bir sanattır. Ben zanaatkarın titizliğine değil, şairin o özgür ve kurucu iradesine talibim. Şiirim 'Günün Şiiri' seçilirken, jüri muhtemelen sözlükteki eksikleri değil, o eksiklerin yerine neyi koyduğumun farkındaydı. Sizin dilleriniz size kalsın; ben kendi lisanımı inşa etmeye devam ediyorum. Keyifli okumalar
Elbette, “Her eser doğru muhatabını bulur.” Tabii gerçek bir eser ise, imitasyon bir şeyi müzayedeye çıkarmazlar.
Benimle “frekansımız” tutsa ne olur, tutmasa ne olur? Ki ben sizi tanımadığım için kişilik haklarınıza saygısızlık da etmedim ve etmem de.
Ancak şiirinizi “günün şiiri” olarak layık görenlerin, gerçekten şiirinizi okuduğunu da sanmıyorum. Çünkü diline saygısı olan her bir şairin, her bir yazarın göstermesi gereken tepki olmalıdır. Tıpkı Halil İbrahim Dügencili gibi ya da benim gibi.
Şunu da bilmenizde yarar var; Kökünü edepten alan hiçbir edebiyatçı, pusuda bekleyip de birileri bir şiir yazsın ve o şiiri eleştireyim demez. Bu yüzden ben de bir şiir arayışına girmem. Ne var ki sizin yazma hakkınız olduğu gibi, benim de alanıma giren ve önüme düşen her şiiri tahlil edip “kronolojik akış, öyküleme, anlatım, sözcük seçimi nedir” diye eleştirme hakkım vardır. Ben sadece eleştiri hakkımı kullandım.
Adına ister zenginlik deyin ister fakirlik; ben Almanca, Farsça ve Azerbaycan Türkçesini bilen biri olarak Halil Bey’in işaret ettiği o “DEĞRİLMEK” sözcüğünü duymadım ve sözcüğün karşılığı da yok.
Her eser, doğru muhatabını bulur. Sizinle frekansımız tutmamış olabilir, bu çok doğal. Ancak şiirimi 'günün şiiri' olarak layık görenlerin değerlendirmesi benim için kıymetlidir. Eleştirileriniz için teşekkürler. Ayrıca Belki de bu metin, sizin aradığınız o 'kronolojik akış' ve 'öyküleme' kaygılarından çok daha başka bir yerde duruyordur. Farklı bakış açıları zenginliktir.
Hüma Bey, Aslında meselemiz bir kelimenin sözlükteki yeri değil, dilin o ucu bucağı olmayan imkanları içinde kurduğumuz bu fikir işçiliğidir. Ben, farklı bakış açılarının birbirini eksiltmek yerine çoğalttığına inanıyorum. Zira edebiyat, sadece üzerinde uzlaşılan kuralların değil, üzerinde düşünülen aykırılıkların da toplamıdır. Sizin diller üzerindeki titiz muhafızlığınız ile benim sanatsal sınırları genişletme çabam, aslında aynı nehrin farklı yataklarda akması gibi; ikisi de sonuçta Türkçenin o zengin denizini besliyor. 'Değrilmek' sözcüğü belki bugün kulaklarınızda yabancı bir tını bırakıyor, ancak benim dünyamda o dizedeki o tarifsiz bükülmeyi karşılayan tek ses. Sizin gibi birikimli bir edebiyat dostuyla bu zeminde zihin egzersizi yapmış olmak, sürece dair kıymetli bir deneyimdi. Sözlerin bittiği yer değil, yeni anlamların başladığı yer olması dileğiyle. Esen kalın.
Hüma Bey, Bilginin bir 'iktidar aracı' olarak kullanılmasına saygı duyarım ancak diller arasındaki hakimiyetiniz, maalesef sanatın en temel ilkesini; yani 'icat' unsurunu ıskalamanıza neden olmuş. Türkçede, Almancada ya da Farsçada bu kelimenin sözlük karşılığını bulamamanız bir eksiklik değil, aksine benim şair olarak o boşluğu doldurma başarımı gösterir. Edebiyat, var olanı tasnif edenlerin değil, olmayanı var kılanların omuzlarında yükselir. Eğer şairler sadece sözlüklerin icazet verdiği kelimelerle yazsalardı, bugün ne bir imge dünyasından ne de dilin genişlemesinden bahsedebilirdik. Sizin 'hiç duymadım' dediğiniz o 'değrilmek' eylemi; dilin kemikleşmiş yapısına karşı bir protesto, istemsiz bir boyun büküşün yeni bir tınısıdır. Dil bilgisi bir zanaat, dil kurmak ise bir sanattır. Ben zanaatkarın titizliğine değil, şairin o özgür ve kurucu iradesine talibim. Şiirim 'Günün Şiiri' seçilirken, jüri muhtemelen sözlükteki eksikleri değil, o eksiklerin yerine neyi koyduğumun farkındaydı. Sizin dilleriniz size kalsın; ben kendi lisanımı inşa etmeye devam ediyorum. Keyifli okumalar
Elbette, “Her eser doğru muhatabını bulur.” Tabii gerçek bir eser ise, imitasyon bir şeyi müzayedeye çıkarmazlar.
Benimle “frekansımız” tutsa ne olur, tutmasa ne olur? Ki ben sizi tanımadığım için kişilik haklarınıza saygısızlık da etmedim ve etmem de.
Ancak şiirinizi “günün şiiri” olarak layık görenlerin, gerçekten şiirinizi okuduğunu da sanmıyorum. Çünkü diline saygısı olan her bir şairin, her bir yazarın göstermesi gereken tepki olmalıdır. Tıpkı Halil İbrahim Dügencili gibi ya da benim gibi.
Şunu da bilmenizde yarar var; Kökünü edepten alan hiçbir edebiyatçı, pusuda bekleyip de birileri bir şiir yazsın ve o şiiri eleştireyim demez. Bu yüzden ben de bir şiir arayışına girmem. Ne var ki sizin yazma hakkınız olduğu gibi, benim de alanıma giren ve önüme düşen her şiiri tahlil edip “kronolojik akış, öyküleme, anlatım, sözcük seçimi nedir” diye eleştirme hakkım vardır. Ben sadece eleştiri hakkımı kullandım.
Adına ister zenginlik deyin ister fakirlik; ben Almanca, Farsça ve Azerbaycan Türkçesini bilen biri olarak Halil Bey’in işaret ettiği o “DEĞRİLMEK” sözcüğünü duymadım ve sözcüğün karşılığı da yok.
Her eser, doğru muhatabını bulur. Sizinle frekansımız tutmamış olabilir, bu çok doğal. Ancak şiirimi 'günün şiiri' olarak layık görenlerin değerlendirmesi benim için kıymetlidir. Eleştirileriniz için teşekkürler. Ayrıca Belki de bu metin, sizin aradığınız o 'kronolojik akış' ve 'öyküleme' kaygılarından çok daha başka bir yerde duruyordur. Farklı bakış açıları zenginliktir.
Üvercinka konusundaki haklılığımı teslim etmeniz değerli. Ancak şiirde sadece isimler değil, fiiller ve eylemler de şairin elinde yeniden biçimlenir. Türkçenin matematiksel ve eklemeli yapısı bize bu mucizevi alanı tanır. 'Değrilmek' eylemine gelince; bu kelime 'değmek' ve 'eğrilmek' eylemlerinin ruhsal bir birleşimidir. Kirpiğin saça değmesiyle oluşan o fiziksel ve istemsiz bükülme, o hassas yön değiştirme hissi için mevcut sözlükte tek bir kelime bulamadım. Rüzgar tarafından değdirilmek yerine değrilmek, işi mekanik bir eylemden çıkarıp bir "maruz kalma" durumuna taşıyor. Ben de bu anı, bu iki fiili birbirine değdirerek 'değrilmek' olarak isimlendirdim. Şair, sözlükte bulamadığı o 'ara duyguyu' anlatabilmek için kelimeleri birbirine çarptırıp yeni kıvılcımlar çıkaran kişidir. Eğer bir eylemi dilde karşılayan bir kelime yoksa, şair o eylemi kendi yaratır. Dilin ölmemesi, sizin dediğiniz gibi sadece mevcut olanı kullanmakla değil, şairlerin o dili her gün yeniden keşfetmesiyle mümkündür. Selamlar.
Üvercinka şiirinde kullanılan bu kelime bir kişiye atfedilen sembolik bir ifadedir ve özel bir isim sayılabilir. Bu labullenilebilecek bir durumdur. Ama değrilmek bir eylem olarak anlaşılıyor metinde ve Türkçe'de böyle bir eylem bilmiyorum ben.
Eleştiriniz için teşekkürler, ancak sanatın ve şiirin sınırları sadece sözlüklerle çizilemez. Eğer şairler sadece dilde halihazırda var olan kelimelere hapsolsaydı, ne İkinci Yeni gibi devrimci akımlar doğardı ne de Cemal Süreya’nın 'Üvercinka’sı bugün edebiyatımızın en nadide parçalarından biri olurdu. 'Saryan' tercihim, metnin derinliğinde yatan güneş, akan boyalar, sararma ve solma imgeleriyle kurulan bilinçli bir bağdır. Ressam Martiros Saryan’ın güneşli ve canlı paletine bir atıf olabileceği gibi, 'sarı' kökünden türeyen ve o anki ruh halimi, o 'yanışı' karşılayan şahsi bir imgedir. Şiir, dili sadece kullanma sanatı değil, aynı zamanda yeniden inşa etme eylemidir. Bu yüzden, dilde karşılığı olmayan bir duygunun, dilde karşılığı olmayan bir kelimeyle vücut bulması 'saçma' değil, aksine şiirin doğasına en uygun olanıdır. Zira bazen sözlükteki kelimeler, insanın içindeki o bulanık ve varla yok arasındaki sızıyı anlatmaya yetmez.
Dilde olmayan bir kelimenin kullanılması tuhaftan da öte saçma geldi. Hiçbir örneği olmayan bir kelimeyi kullanmanın izahı olamaz.
Saryan konusu da apayrı bir konu. O da meçhul bir kelime. Özel isim olması mümkün belki ama metnin içerisinde saryan ile ilgili birşey bulunmaması da bu durumda tuhaf kalıyor. Herkes kendi duygularını hisseder okuduğu bir şiirde... Evet ama ben bu iki kelimeye çok takıldım. Edebi yönü ile ilgili birşey söylemiyorum. Ama lisanımızı kendi ellerimizle katletmek de çok kabul edilebilir birşey değil..
Öncelikle dikkatli okumanız ve sorduğunuz soru için teşekkür ederim.
Değrilmek' ifadesini şiirde, bir nesnenin (saç teli gibi) kirpiğe istemsizce değdirilmesi sonucu oluşan o rahatsız edici, bulanık ve insanı huylandıran temas hissini anlatmak için kullandım. Hani bazen bir saç teli kirpiğinizin ucuna düşer, görüşünüz bulanıklaşır ve o yabancı cisim hissinden hafifçe ürperir ya da iğrenirsiniz; işte o 'değdirilme' anının yarattığı bükülmeyi ve bulanıklığı ifade etmek istedim. İstemsiz değdirilmesi/ şiirsel bir dokunuş ve biçimsel bir bükülme.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Üvercinka konusundaki haklılığımı teslim etmeniz değerli. Ancak şiirde sadece isimler değil, fiiller ve eylemler de şairin elinde yeniden biçimlenir. Türkçenin matematiksel ve eklemeli yapısı bize bu mucizevi alanı tanır. 'Değrilmek' eylemine gelince; bu kelime 'değmek' ve 'eğrilmek' eylemlerinin ruhsal bir birleşimidir. Kirpiğin saça değmesiyle oluşan o fiziksel ve istemsiz bükülme, o hassas yön değiştirme hissi için mevcut sözlükte tek bir kelime bulamadım. Rüzgar tarafından değdirilmek yerine değrilmek, işi mekanik bir eylemden çıkarıp bir "maruz kalma" durumuna taşıyor. Ben de bu anı, bu iki fiili birbirine değdirerek 'değrilmek' olarak isimlendirdim. Şair, sözlükte bulamadığı o 'ara duyguyu' anlatabilmek için kelimeleri birbirine çarptırıp yeni kıvılcımlar çıkaran kişidir. Eğer bir eylemi dilde karşılayan bir kelime yoksa, şair o eylemi kendi yaratır. Dilin ölmemesi, sizin dediğiniz gibi sadece mevcut olanı kullanmakla değil, şairlerin o dili her gün yeniden keşfetmesiyle mümkündür. Selamlar.
Üvercinka şiirinde kullanılan bu kelime bir kişiye atfedilen sembolik bir ifadedir ve özel bir isim sayılabilir. Bu labullenilebilecek bir durumdur. Ama değrilmek bir eylem olarak anlaşılıyor metinde ve Türkçe'de böyle bir eylem bilmiyorum ben.
Eleştiriniz için teşekkürler, ancak sanatın ve şiirin sınırları sadece sözlüklerle çizilemez. Eğer şairler sadece dilde halihazırda var olan kelimelere hapsolsaydı, ne İkinci Yeni gibi devrimci akımlar doğardı ne de Cemal Süreya’nın 'Üvercinka’sı bugün edebiyatımızın en nadide parçalarından biri olurdu. 'Saryan' tercihim, metnin derinliğinde yatan güneş, akan boyalar, sararma ve solma imgeleriyle kurulan bilinçli bir bağdır. Ressam Martiros Saryan’ın güneşli ve canlı paletine bir atıf olabileceği gibi, 'sarı' kökünden türeyen ve o anki ruh halimi, o 'yanışı' karşılayan şahsi bir imgedir. Şiir, dili sadece kullanma sanatı değil, aynı zamanda yeniden inşa etme eylemidir. Bu yüzden, dilde karşılığı olmayan bir duygunun, dilde karşılığı olmayan bir kelimeyle vücut bulması 'saçma' değil, aksine şiirin doğasına en uygun olanıdır. Zira bazen sözlükteki kelimeler, insanın içindeki o bulanık ve varla yok arasındaki sızıyı anlatmaya yetmez.
Dilde olmayan bir kelimenin kullanılması tuhaftan da öte saçma geldi. Hiçbir örneği olmayan bir kelimeyi kullanmanın izahı olamaz.
Saryan konusu da apayrı bir konu. O da meçhul bir kelime. Özel isim olması mümkün belki ama metnin içerisinde saryan ile ilgili birşey bulunmaması da bu durumda tuhaf kalıyor. Herkes kendi duygularını hisseder okuduğu bir şiirde... Evet ama ben bu iki kelimeye çok takıldım. Edebi yönü ile ilgili birşey söylemiyorum. Ama lisanımızı kendi ellerimizle katletmek de çok kabul edilebilir birşey değil..
Öncelikle dikkatli okumanız ve sorduğunuz soru için teşekkür ederim.
Değrilmek' ifadesini şiirde, bir nesnenin (saç teli gibi) kirpiğe istemsizce değdirilmesi sonucu oluşan o rahatsız edici, bulanık ve insanı huylandıran temas hissini anlatmak için kullandım. Hani bazen bir saç teli kirpiğinizin ucuna düşer, görüşünüz bulanıklaşır ve o yabancı cisim hissinden hafifçe ürperir ya da iğrenirsiniz; işte o 'değdirilme' anının yarattığı bükülmeyi ve bulanıklığı ifade etmek istedim. İstemsiz değdirilmesi/ şiirsel bir dokunuş ve biçimsel bir bükülme.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Duygu yoğun muhteşem bir şiir.Adaletsizliğe içten içe çöküşe dikkat çekiyor.Kutluyorum güne geliş başarınızı.Şiir yüreği ve mahir kalemi selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
neneh. tarafından 28.3.2026 09:48:57 zamanında düzenlenmiştir.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
Bu yaziyı günün şiiri olarak onerenin aklına sasarım. Bu şiiri günün şiiri sevenin aklına iki kere şaşarım. Yazık. Gerçekten çok yazık. Okuduğum sözde şiirde, ne bir öykü var, ne öyküleme var, ne kronolojik akış var, ne ritim var, ne duygu var. Başlık deseniz tek başına metnin üstünde sırıtıyor. Metinle hiçbir alakası yok. "Sarılıyorum güneşi" "Kirpiklerine değrilen" Hakikaten ilkokul öğrencisine bir şiir yaz deseniz bundan daha iyi bir şiir yazacağından kuşkum yok. Yazana birşey demiyorum o dilediğini yazabilir. Ya iltifatlarla yorum yapanlara ne demeli.
idealize edilen bir değer (güneş) uğruna çıkılan yolda yaşanan hayal kırıklığı, ruhsal tükeniş ve toplumsal/kişisel yozlaşmaya duyulan sitemdir.kalemin daim olsun inşallah
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.