1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
140
Okunma
Zamanın sarı taşında
Tevhid ile mühürlenmiş kutsal bir eşik...
Kubbeli’nin kehribar sükûtu,
Çağırıyor ruhu aslına, derin bir nefes gibi.
Şehirler ruhunu taşa emanet eder,
Taşlar ise ebediyete...
Telaşlı kalplerin ortasında parıldar,
Gürültüsüz, tertemiz, som bir mühür.
Adım attığın an, kesilir caddenin uğultusu,
Sarı taşlar fısıldar, gönül kapını çalar:
"Dinle, ben asırlık sükûnetin yeminli bekçisi.
Zikirle yuğruldu tenim, aşkla işlendi taşım,
Her kemerim dua, her taşım zikir şimdi."
Sığınır bin ayak sesi tevhidin gölgesine.
Bir müminin dağ gibi yükünü secdede bırakıp,
Ruhunun kanatlanışıdır bu mimari hafiflik.
Şadırvanda su sesi, dünyanın tozunu yıkarken,
Fırtınada bir fısıltı: "Döneceksin..."
Akşamın kehribar ışığı vurunca taşlarıma,
Ecdadın tertemiz duasını görürsün parlayan altında.
Burada zaman durur, yükler atılır,
Ruh aslına rücu eder...
"Gel yine, çarşıya yolun düşerse, huzura da uğra..."
26 Mart 2026
Murat CANBOLAT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.