20
Yorum
39
Beğeni
5,0
Puan
279
Okunma

_______________❥🦋❥
Gecenin en sahipsiz kayalıklarından sevdanı boşluğa bırakıyorum,
Yankısı bile adına ihanet eden o kör uçurumun eşiğinde durur gibi.
İçimde biriken ne varsa,
Sustuklarımın değil, artık taşınması imkansız yokluğunun ağırlığıyla eziliyor.
Adımlarım nereye yönelse,
Hep o teninden kalma, hiç kapanmamış kimsesizliğe çıkıyor tüm yollarım.
Bir şehri değil, koca bir vazgeçişi mateme boyuyorum da,
Yine de sığamıyorum sensiz bu dar vakitlerin, bu eğreti nefeslerin içine.
Göğüs kafesimde çırpınan o yaralı kuşun kanatları artık yorgun,
Her çırpınışta yüreğime batan o ince cam kırıklarını duyuyorum.
Sanki bir vedanın makamında asılı kalmış gibi bütün mevsimlerim;
Ne baharın o gülüşün kokusu uğruyor kapıma,
Ne de kışın bu ayrılık kefeni çözülmek biliyor.
Kendi içimde kurduğum o ıssız sofrada, payıma düşen tek şey katıksız bir keder,
Yine sol yanımda, tam da bittiğimiz yerden sızıyor bu zehir..
Hangi kelimeye tutunmaya kalksam,
Adın ucu keskin bir hançer gibi parmak uçlarımdan kalbime sızıyor.
Bakışlarımın değdiği her yer,
Sanki senden sonrası o gri külün sessizliğine bürünüyor.
Avuçlarımda sakladığım hayallerin rengi çoktan soldu;
Geriye sadece isli bir vuslat ve sonu gelmeyecek bir bekleyiş kaldı.
Dünya, kendi gürültüsünde boğulan koca bir yabancıyken,
Ben senin sessizliğinin zifiri karanlığında kayboluyorum.
Bir aidiyet sancısı değil bu, bu bir gönül sürgünlüğü;
Hiçbir gökyüzü kabul etmiyor artık bu yarım kalmış bekleyişi.
Dalgaların kıyıya çarptığı her köpükte,
Bir parça daha eksiliyor bizli günlerim, biraz daha siliniyor izlerin.
Zaman, akrep ile yelkovan arasında sıkışmış dilsiz bir infaz memuru gibi;
Her saniye biraz daha yaklaşıyor o kaçınılmaz, o soğuk veda.
Başımı yasladığım her omuzda senin yabancılığın esiyor, üşüyorum.
Bu ayazın ortasında, kendi sevdamla ısınmaya çalışırken kül değil, yok oluyorum.
Gözlerimi kapattığımda gördüğüm o karanlık, aslında benim en dürüst gerçeğim.
Aşk durağında bekleyen bir yolcu değil, o durağın ta kendisiyim artık.
Ruhumdaki bu derin yırtık, açtığın o yara, yamalarla değil ancak sükunetle kapanacak kadar büyük ve eski.
Her gidişin bir kalışı vardı elbet,
Ama benim kalışlarım hep senin gidişinin gölgesinde saklı kalmış sessiz birer vedaydı.
Bir mezar sükunetiyle örtüyorum üstümü, henüz terk edilmişken gömüldüğüm bu hayatın tam ortasında.
Kelimelerim artık birer ağıt değil, her mısram sana yazdığım son veda mektubu.
Şimdi bütün kapıları içeriden kilitledim, anahtarını da o dipsiz, o kimsesizliğinin kuyulara attım.
Ne sesim duyulsun istiyorum artık ne de gölgem senin bastığın bu dünyaya değsin.
Bu muazzam, bu asil sensizliğin içinde, sadece kendi iç sesimin yankısıyla kalmak istiyorum..
Bir yanım hep uçurum, bir diğer yanım ise o uçurumdan birlikte düşüşümüzün kendisi.
Tutunacak ne bir dal bıraktım geride ne de sana yürünecek bir yol; tüm köprüleri kendimde yaktım.
Kendi hikayemin son sayfasını, mürekkebi hüzne bulanmış bir kalemle, her harfini acıyla kazıyarak yazıyorum.
Son bir gayretle bakıyorum o sağır gökyüzüne,
Yıldızlar bile bu imkansızlığımıza şahit olmamak için saklanıyor bulutların ardına.
Bu gece de sığınacak bir gölge bulamadım kendime,
Yine senin açtığın yaranın sızlayan sıcaklığında uykuya dalıyorum.
Vakit tam da çekilme vaktiyken, ayaklarım geri geri gidiyor.
Ama biliyorum ki, bu vuslatsız durakta daha fazla beklemek beyhude.
Son nefesimi de bir şiirin o kırık mısrasında bırakıp, sessizce çekiliyorum bu koca sahtelikten.
Artık ne sözün bir hükmü kaldı ne de özlemin.
Her şey bittiği yerden yeniden kanıyor ve ben,
Bu kanayan sevdanın, bu geçmeyen sancının içinde usulca yok oluyorum.
❥❥Cemre yaman
5.0
100% (30)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.