21
Yorum
31
Beğeni
5,0
Puan
328
Okunma

İnsan kaç kez veda eder, elinde kalan son nefese?
Kaç kez kilit vurur kendine, susturulmuş bir sese?
Her gece sol yanımı yokluyorum; avucumda sadece boşluk,
Zaman sessizce eliyor uğruna ömür tükettiğim her şeyi.
Öldürmüyor bu sancı ama her akşam nefesimi kesiyor,
İçimde kopan kıyameti sana nasıl anlatayım?
Yüreğime sığdıramadığım eski masalın enkazı bu;
Sen içimden taşardın, taşardı duru suyum.
İsminin geçtiği her cümlede sevilmeyi ben sanırdım,
Kendi kurduğum dünyada yalnızca senin ışığına kanırdım.
Meğer sevda ufku, her insanın vicdanı kadar dar imiş;
Dilsiz sancılar biriktirmek, bu aşktan bana kalan tek kâr imiş.
Korkma, sen huzur bul diye her şeyden vazgeçtim,
Yüreksiz bir gölge gibi yürümeyi kendim seçtim.
Her kapının ardında buz gibi yalanlar görünce,
Kendi ellerimle söküp attım içimdeki senden kalanı.
“Hep yanındayım” diyenlerin ilk kaçışını izledim yalnız,
Gözlerimin içindeki dinmeyen yaşı görmediler bile.
En uzun öykünün bile mutlu sonunu yazamayan biriyim,
Alabora olmuş gönül gemisinde yorgun bir serseriyim.
Üzerine basa basa geçtiğin sevdanın üstünde şimdi otlar bitiyor,
Söyle, hangi kalbe sığar bu kadar soğuk, veballi bir yer?
Boynunda taşıdığın o ağır dertle nasıl yaşlanacaksın?
Yağmur her yağdığında aynadaki yüzünden kaçacaksın.
Hangi sağanakta ıslanmak istersen, orada hatırla beni,
Kirli ellerini çek artık, incitme bu yaralı teni.
Anılarıma dokunmadan git, kirletme geçmişin beyazını;
Sen çizdin zaten bu aşkın en kara, en sert kışını.
Adımı bir daha yazma sahte teselli kokan sözlerine,
Kurban etme harflerimi yalan bakan gözlerine.
Ustasın sen; bir kalbi sırtından vurup gitmekte,
En büyük yeminleri tek nefeste bitirmekte.
Dilimin “sevdiğim” demeye tövbe ettiği soğuk yerdeyim şimdi,
Kalbimin kaçıncı ağıtını eskittiğini bilsen, derin kederdeyim.
Sözlerime vurduğum kara kilitlerin anahtarı sende değil,
Bildiğin tüm süslü masallardan sıyrıl da gerçeğe sarıl.
Neyi bulduysan onunla avut şimdi bomboş dünyanı,
Ben kendi sessizliğimde kurdum huzurun en saf yanını.
Güneşin her doğuşu bir ihbar gibi geliyor bu cana,
Kendi iç savaşımın mağlubuyum ama sana borcum yok.
Gözlerindeki sahte parıltıya kanmayacak kadar uzağım artık.
Kalbimin kaç kez öldüğünü, kaç derin yarayı içten içe taşıdığını
Bilsen, bakamazdın bile yüzüme;
Kendi gözlerinden utanırdın.
Ufkumda batan güneşin artık ne gölgesi kaldı ne izi,
Hangi fırtına dindirebilir içimizde can çekişen denizi?
Herkes kendi payına düşen soğuk sessizliğe bürünsün,
Ben kapattım bu defteri; gerisi senin nasibin olsun.
Cemre yaman
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.