3
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Gençliğimi bir uçurtmanın kuyruğuna bağlayıp saldım da gitti bilinmezlere,
Şimdi hangi sokağa girsem o eski çocuk gülüşlerimden zerre eser yok.
Gözlerimin feri sönmüş bir gaz lambası gibi titriyor bu karanlıkta,
Dizlerim büküldü, sırtımdaki bu kamburu; taşımaktan yoruldum.
Bir sigara ateşledim, dumanı dertlerimin üstüne kara bir perde gibi indi,
Sanki her nefeste içimdeki o koca boşluk biraz daha genişleyip yutuyor beni.
Hangi kapı koluna uzansam elim boşlukta kalıyor, anahtarlar bir bir dönmüyor,
Yolumun üstüne yığılan bu koca kederi; taşımaktan yoruldum
Ceketimin ceplerinde birikmiş onca yenilgi, onca sahipsiz hıçkırık var,
Yürüdüğüm bu taşlı yollar ayaklarımı değil, en çok ruhumu kanatıyor her adımda.
Ahmet’in tellere vuruşu gibi sızlıyor şakaklarımda saklı kalan o eski sancı,
Göğüs kafesime batan bu sivri uçlu yalnızlığı; taşımaktan yoruldum
Ne bir mektup bekliyorum artık, ne de kapımı çalacak eski bir dostun selamını,
Yüreğim, saksıda unutulmuş bir çiçek misali günden güne kuruyup dökülüyor.
Bağırsam duvarlar dile gelecek ama insanlar sağırlığın en koyu uykusunda,
İçimde çığlık çığlığa büyüyen bu dilsiz feryadı; taşımaktan yoruldum
Sitemim ne kadere, ne de yoldan geçen o yabancı ve sahte gülüşleredir aslında,
Benim bütün kavgam, aynada bana yabancı bakan bu yorgun ve bitkin yüzledir.
Her giden benden bir parça kopardı, her kalan ise bir yük daha bıraktı omuzlarıma,
Mevsimi geçmiş bir takvim yaprağı gibi bu zamanın ağırlığını; taşımaktan yoruldum
Hadi topla neyin varsa senin olsun; kalsın bu sahte saltanat, bu yalan dünyalar,
Ben ceketimin düğmelerini ilikledim, sessizliğin en koyusuna doğru yürüyorum.
Bir daha sorma neden sustuğumu, neden böyle erkenden boyun büktüğümü,
Sesim bitti, sözüm bitti, bu bitkin gövdeyi; taşımaktan çok yoruldum.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.