2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
133
Okunma
Bak yine gece çöktü bu yorgun şehrin omuzlarına, ben yine seninle ama sensizliğin o en kuytu zulasındayım. Adını anmak yasak, gözlerine bakmak günah sayılmış bu sahte düzende; bizim sevdamız mühürlü bir kapı, zincire vurulmuş bir mahkûm, sonu gelmeyen bir gurbet hikayesi gibi öylece duruyor hayatın tam ortasında. Oysa seninle biz, aynı gökyüzünün çocuklarıyken ayrı iklimlere savrulmuş yolcularız; aramıza çekilen o devasa teller demirden değil, kaderin o aşılmaz inadından ve hayatın o acımasız sessizliğinden örülü.
Göz göze geldiğimiz o kaçak saniyeler var ya, hani hem baharı müjdeleyip hem ayazda kalmak gibi; o anlarda zaman duruyor da biz o duran zamanın sınırlarından bir türlü dışarı sızamıyoruz. Ben seni beklemeyi, kimsesiz sokakların o buz tutmuş kaldırımlarında, her rüzgârda senin kokunu soluyarak ama dokunmanın ateşi avuçlamak olduğunu bilerek öğrendim. Kelimelerim birer feryat gibi birikiyor içimde ama yolların hiçbiri sana çıkmıyor, bütün kapılar yüzüme ağır birer hüzün perdesi gibi kapanıyor. Şimdi bu koca şehirde bir başıma, kalabalıkların uğultusunda senin adını fısıldıyorum; kimse duymuyor, kimse bilmiyor bu içimdeki devasa yangını.
Yalnızlık dediğin, sadece tek başına kalmak değilmiş; binlerce insanın içinde senin bir tek gülüşüne muhtaç olup da o gülüşü yasaklılar listesine eklemekmiş. Bir yanım "artık sus" diyor bu dipsiz kuyuda, öbür yanım "ölene kadar bekle" diyor bu yangın yerinde; sahi sevmek mi daha zor, yoksa sevilip de kavuşamamanın o devasa boşluğunda asılı kalmak mı? Bizimkisi bir çiçek dalının kayanın bağrında açma inadı, bir kuşun kanadı kırık halde sonsuz ufuklara duyduğu o çaresiz sevdasıdır. Ey benim yasaklım, ey ulaşılmazım; sen benim içimde sustuğum o en büyük çığlığım, kalabalıklar içinde büyüterek sakladığım o en derin kimsesizliğimsin.
Şu an bir sokak lambasının altında, gölgemle bile senin kavganı ediyorum; çünkü bu yalnızlık seni bana getirmiyor, aksine seni benden her saniye biraz daha uzağa fırlatıyor. Ama bil ki, ulaşılmaz olmak senin suçun değil, bu dünyanın bize biçtiği o dar elbiseyle alakalı. Ben bu elbiseyi giymeyi değil, seninle o imkansız yollarda yalınayak yürümeyi sevdim. Şimdi bütün ışıkları söndürdüm, bütün kapıları içeriden kilitledim; çünkü seni bu dünyada bulamamanın tek tesellisi, seni kimsenin göremeyeceği o en yasaklı rüyamda uyutmaktır.
Varsın ellerimiz hiç kavuşmasın, varsın bu sevda mahşere kalsın; ben senin o hiç gelmeyecek olan kokuna bile sadık kalarak, bu koca şehri tek başıma yakar da yine senin küllerine sarılırım.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.