6
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
108
Okunma
Bu şiir de, sevilen kalabalıklar içinde değil,
yalnızlığın bağrında büyüyen narin bir gül gibidir.
Adeta kimsenin dokunamadığı, rüzgârın bile incitmeye kıyamadığı bir gonca güldür.
Bu gül, dış dünyanın gürültüsünden uzak,
iç dünyanın bahçelerinde hasretle, sabırla ve gözyaşıyla sulanarak yetişmiştir.
İşte bu nedenle, Şairin sevgisi de bu yüzden gösterişli değil, derin ve mahzundur.
Çünkü yalnızlığın bağrında yetişen bir gonca gül, kolay açmaz;
açtığında ise kokusu en çok sahibini sarar.
İşte bu şiirde ki sevgili, tam da böyle bir varlıktır:
ulaşılması güç, incelikle korunmuş ve hatıralarla beslenmiş bir nadide güldür...
Geceler çok uzun geçmezdi zaman,
Semada yıldızlar yoktu sevdiğim,
Hasretin gönlümde, olurken hicran,
Umutlar içime aktı sevdiğim.
Rüzgârlar sert esip, savurdu yine,
Hasret yüreğimi kavurdu yine,
Gönlüne yolumu çevirdi yine,
Hatıran kalbimi yaktı sevdiğim.
Yalnızlık kapımı çaldı her gece,
Adını andıkça ben hece hece,
Kalbin konuşurdu o gün sadece,
Hasreti kafaya taktı sevdiğim.
Gülüşün bir rüya bir hayal cana,
Yeterdi gönlünün düşmesi bana,
Çölün ortasında akan zamana,
Bakıp acıları çekti sevdiğim.
Gün oldu kırıldım, saran olmadı,
Gün oldu yıkıldım soran olmadı,
Gözümdeki yaşı gören olmadı,
Ruhuma hicranı ekti sevdiğim.
Sevda dedikleri belki vuslattı,
Beni bu ayrılık her an ağlattı,
Kalbimi ruhumu yakıp dağlattı,
Şimdi ufuklara baktı sevdiğim.
...andelip...
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.