4
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
39
Okunma
Mürekkebi bahtımla, kaderime düşmektir,
Bir ömrü şiir yapıp, anı çözdü bu kalem.
Kimi zaman secdeyle, rahmetlere koşmaktır,
Şimdi bin hicran ile, çöller gezdi bu kalem.
Bir çocuk sevinciyle, ilk tuttuğum gün seni,
Sanki yıllar öncesi, tanıyordum ben seni,
Kağıtlar şahidimdir, dost bildiğim an seni,
Yalnızlığın koynunda, bana nazdı bu kalem.
Geceyi sabahlara, bağlamadan ah oldu,
Her hece bir yaraydı, her mısra günah oldu,
Kimi vakit kalpde kor, kimi zaman ruh oldu,
Çağlayan su misali, coşup azdı bu kalem.
Nefsimle savaşırken, en büyük şahidimdi,
Sustuğum hakikatler, ona kalpten yadımdı,
Bir garibin ahında, gözyaşıyla rindimdi,
Mazlumun alnındaki, derin izdi bu kalem.
Bana yazmayı değil; sabrı öğretti önce,
Sakladı mısralara, hikmeti ince ince..
Gönül denen haneye, sessiz sessiz girince,
Nice kırık kalplere, umut dizdi bu kalem.
Bazen bir Yunus oldu sevgi diye çağırdı,
Bazen Akif misali vicdanlara bağırdı,
Bazen ezan vaktinde ruhumuzu yoğurdu
Secdede titreyerek, Hakk’ı yazdı bu kalem.
Dost bildiklerim bile arar oldu sonsuzu,
O ise terk etmedi karanlığı cansızı
Bir tek kağıt anlardı içindeki densizi
Şu bozuk düzenleri, şimdi bozdu bu kalem.
Büyük sahra çölünde üşüyen her çocuğa,
Gazze’de ki enkazda mahsur kalan soluğa,
Bir mısrayla dokunan nice mazlum yüreğe
Vicdanlarda susmayan, bir avazdı bu kalem.
Her şiirde kendimi, şu dünyaya bağladı,
Bir kırık ayna gibi; yüzümüzü dağladı,
Kimi zaman sabredip, kimi zaman ağladı
Yar sırrına gömülmüş, sanki gizdi bu kalem.
Şimdi ucu kırılmış, mürekkebi hüzünlü
Sanki veda vaktinde sensizliğe izinli,
Bir bahar akşamında çökmüş gibi düzenli
Susarak anlatmayı, her an sezdi bu kalem…
Her zaman yüreğimde fırtınalar çakarken,
Kelimeler yetişip boğazımı tıkarken
İnsan bazen ağlayıp satırları yakarken
Gözümden düşen yaşı, ilk kez süzdü bu kalem.
Dost meclisi dağılır, yanan ışıklar söner,
Hatıranla geceden ince bir sızı döner,
Ruhum her an üşürken duvar üstüme iner,
Kimsesiz gecelerde, sanki sizdi bu kalem.
Bir mezar taşı gibi sustu bazen elimde,
Bir dua gibi durdu titrek titrek dilimde,
Kaybettiğim ne varsa yaşadı her halimde,
Harap olan kalpleri, gezip tozdu bu kalem.
Sevda dedim kor oldu; dava dedim yük oldu,
İnsan dedim çoğunda, merhamet hep yok oldu
Ne çok maskeler gördüm, hakikatler ok oldu
Kalabalık içinde, seni sezdi bu kalem.
Bazen annem kokardı eski bir mendil gibi
Bazen çocukluğumda kırık bir kandil gibi
Bir gurbet türküsünde uzayan son dil gibi
Karanlık sokaklarda, bana gözdü bu kalem.
Daima susturdular, çok hissedilir diye…
Bu çağın taş kalbine sevgi ekilir diye…
Hece hece mısralar sana dökülür niye…
İçimdeki yangını, külle çizdi bu kalem.
Kimi zaman secdeydi, kimi zaman mahşerim,
Kimi zaman göğsüme saplanan bir hançerim,
Şimdi bu yük altında, kırık dökük her yerim,
Seni bana anlatan, gülen yüzdü bu kalem.
Şimdi anlıyorum ki, bu aşk biraz kadermiş,
İnsanın içindeki bu boşluklar kedermiş,
Bazı vedalar vardır, ömür boyu gidermiş,
Yapılan o planları, bir bir bozdu bu kalem.
Bir gün ben de göçerim soğuk bir zemheride,
Yazdığım bu şiirler, kalır belki geride,
Bir sela yankılanır, yükselen minarede,
İşlenen günahlara, bir niyazdı bu kalem…
...andelip...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.