5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Gölgemde Sen
Kara bir sabahın içinde uyandım,
Ne bir ışık vardı ne de bir ses.
Rüzgâr dokunmadı yapraklara;
Benim yalnızlığım, göğsümde taş gibi ağır duruyordu.
Her adımım boşluğa düşen bir damlaydı,
Her damla, sessizliğin soluğu gibi.
Gözlerim zamanı saklayan aynalar,
Ama o aynalar artık senin yüzünü yansıtmıyor.
Bir şehir vardı, sessiz ve ağır,
Dar sokaklarında adımlarım yankı buluyor,
Ama kimse duymuyor çığlığımı.
Her pencere bir sır, her kapı bir bekleyiş…
Sen, o sessiz sırda hep uzak bir ışık gibi kalmıştın.
Sevda bir kapıdan süzülen soluk ışıkken,
O kapı bir kazada kapandı ve anahtar elimden kaydı.
Tutku, bir zamanlar sarıp sarmalayan rüzgâr,
Artık sadece uğultu ve boşluk kaldı ardımda.
Zaman acımasız bir nehir gibi akıyor;
Her damlasında kayıp umutlar, söylenmemiş sözler taşınıyor.
Ama aşk, ölüme rağmen hâlâ diriliyor benim sessiz köşemde;
Senin adınla yankılanıyor, boşlukta çoğalıyor.
Gülüşün bir hayalet gibi geçiyor yanımdan,
Ama gözlerim hep derin aynalara bakıyor;
Orada görülen ve görülmeyen arasında
Benim trajedim ve aşkım dans ediyor.
Ben yalnızım, ama yalnızlığım bir şiir;
Bu şiir, evrenin en sessiz köşesinde
Senin gölgeni taşır.
Belki bir gün bir yıldız düşer yüreğime,
Ama senin ışığın zaten oradaydı;
Ben, ellerimde taşlaşmış umutlarla,
Seni yeniden bulmak için
Sessizlikten doğan bir ben olarak yürümeye devam ediyorum.
5.0
100% (5)