11
Yorum
29
Beğeni
0,0
Puan
283
Okunma

İçimde yanıp duran şey
bir ateş değil yalnızca
bir sorgu.
Aşk yanıyor içimde.
Gökyüzüne bakıp ışık aramam.
Çünkü biliyorum
ışık içeriden doğar.
Aşk bir ateş değil artık,
bir deniz.
Dalgaları içime vurdukça
"Ben" dediğim kıyılar siliniyor.
Bir ses var,
zamândan eski
“Evet” demişim bir vakit,
o söz hâlâ rûhumda çınlıyor.
Ezelden beri taşıdığım o “evet”
belki bir hatırlayış sâdece
“Yalnız değilsin.”
---
Merhametin dokunduğu yerden
temizlenir kalbim.
Yönüm bellidir:
hakîkatin sözüne döner yüzüm.
Gölge yollara sapmam.
Tahtlara kızmam artık,
taçlara özenmem.
Çünkü insan
kendine hükmedemiyorsa
hangi taht gerçek?
Şimdi yürürken
kimseye baş eğmiyorum.
Ama bu bir kibir değil.
Bu, içimde tamamlanan
bir boşluğun sessizliği.
Bir gün sustum.
Sustukça içimde bir kapı aralandı.
Ne alkış,
ne yargı,
ne kıyas.
Sâdece derin bir huzûr.
---
En çok da o “ben”le savaştım.
Çünkü anladım
beni başkalarına muhtâç eden
dünyâ değil,
içimdeki eksiklik duygusuymuş.
O an fark ettim:
Minnet ettiğim şeyler
aslında korkularımmış.
Nefis dediğim
sâdece arzular değil;
beğenilme ihtiyâcı,
onaylanma açlığı,
terk edilme korkusu.
Bir damlaya tutunmam
boğulmamak içinmiş;
oysa arkamda koca bir deryâ varmış.
Kendime her döndüğümde
bir katman daha soyuluyor.
Adım düşüyor,
unvânım düşüyor,
övgülerim düşüyor.
Geriye
çıplak bir “ben” kalıyor.
---
Kökünü unutmuş fikirler
beni iknâ edemez.
Menfa’at masalarında
yerim yok.
Gösterişin parlak vitrinlerinde
adım yazmaz.
Çünkü ben
kalabalığın alkışına değil
hakîkatin sesine kulak verdim.
Kalbimi pazara çıkarmadım.
Satılık değilim.
Yalnızca Hâk’ka dayanırım.
Gayrısına minnet etmem.
Artık biliyorum:
Minnet etmemek,
kimseye muhtaç olmamak değil;
kaynağını doğru yerde bulmaktır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.