0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
115
Okunma
ve sonra kapı kapanmıyor aslında
yalnızca aralık kalıyor
insan büyüdükçe eğilip geçtiği
başını bazen çarptığı
bazen de içeri bakmaya korktuğu bir aralık
ben o aralıktan yıllarca
aynı öğleyi gördüm
tozun havada asılı kalışını
susmanın oyun kadar ciddi oluşunu
bir gülüşün gelip
eşyaların yerini nasıl değiştirdiğini
sonra hayat
bildiği işi yaptı
masalara evraklar koydu
ceplere anahtarlar
alınlara çizgiler
sesime acele karıştırdı
gözlerime uykusuzluk
bir zaman geldi
aynı anda hem yetişip
hem geç kalınabildiğini öğrendim
ekmek almaya iner gibi
keder taşınabildiğini
kimse fark etmeden
bir günün içine
iki üç kırıklık sığdırılabildiğini
yine de bazı şeyler
inatla çocuk kalıyor insanın içinde
mesela birinin susuşuna dikkat kesilmem
mesela kalabalıkta bir yüzün
kendi ışığıyla ayrıldığını hemen sezmem
mesela durup dururken
paslı bir kapı koluna bakıp
içimin eski bir yerinin sızlaması
bunlar tesadüf değilmiş
ilk öğrendiğimiz dilden
tam çıkamıyoruz demek
şimdi düşününce
sana benzeyen kimseyi sevmedim belki
ama sende açılan eşiğe benzeyen
çok an oldu
bir otobüs camında
yağmur çizgilerinin arasından bakan bir çift gözde
bir kitapçıda sayfa çevirirken
saçını kulağının arkasına alan bir yabancıda
bir hastane koridorunda
çay bardağını iki eliyle tutan bir bekleyişte
bir akşam vakti
karşı balkonda çamaşır toplayan bir gölgede
insan bazen kişiyi değil
onda uyandırdığı iklimi tanıyor
o yüzden
bazı karşılaşmalar sürmese de
ömürden eksilmiyor
tam tersine
ömrün diline karışıyor
benim dilime de karıştın sen
adınla değil
şeklinle değil
o ilk şaşırma payıyla
hala bir şey güzel olunca
bir an durup içimden yokluyorum
yerimde miyim diye
hala biri güldüğünde
dünyanın gizlice açılıp açılmadığını kontrol ediyorum
hala kimi öğleler
fazla aydınlık geldiğinde
çocukluğumun üstüne basmadan yürümeye çalışıyorum
çünkü orada
bana emanet bir an var
düşen bir çocuk
gülen biri
ve ikisinin arasında
ömrün yönünü azıcık değiştiren görünmez bir çizgi
kimseye anlatması kolay değil bunu
anlatsan küçülür sanılıyor
oysa bazı büyük şeyler
tam da böyle küçücük görünür
bir düğme kadar
bir bakış kadar
bir yaz sesi kadar
sonra gece oluyor
şimdiki geceler
o zamanki gibi değil elbet
içinde faturalar var
yarına bırakılmış işler var
cevaplanmamış mesajlar
yarım bırakılmış kararlar
ve insanın kendi kendine söyleyemediği cümleler var
ama bazen
tam herkes sustuğunda
evin içindeki eşyalar yerlerine çekildiğinde
camda kendi yansımamla göz göze gelince
içimde o çekmecesiz oda yine açılıyor
orada yaşım küçülüyor
dilim hafifliyor
zaman karınca adımına dönüyor
ve ben
çok uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapıyorum
hiçbir şeyi açıklamıyorum
sadece bakıyorum
bir anıya değil
anının bende bıraktığı harekete
hala nasıl sürdüğüne
hala nasıl ince ince
kararlarıma gölge verdiğine
yakınlığı nasıl ölçtüğüme
uzaklığa neden hemen küsmediğime
vedaları neden mevsim gibi karşılamaya çalıştığıma
belki bu yüzden
biten şeylere artık yalnızca bitmiş demiyorum
bir yerde biterken
bir yerde tortu bıraktığını biliyorum
bir yerde susarken
başka bir yerde konuşmaya devam ettiğini
seninle ilgili olan da bu biraz
sen kalmadın belki
ama senden sonra
dünya asla eski tekliğinde kalmadı
bunu bir kayıp gibi değil
bir açılma gibi taşıyorum artık
çünkü insanın içine bir kez
başkasının ışığı değdi mi
karanlık bile eski karanlık olmuyor
bak
yine öğleye döndüm
demek ki bazı şiirler
akşamda bitmiyor
demek ki içimde hâlâ
tozlu bir arsadan geçen rüzgar
kırık bir sandalyenin sabrı
ve dünyaya tam değmeden duran
bir çocukluk bakışı var
eğer bir gün
yeniden aynı türden bir gülüşle karşılaşırsam
bu kez düşmem belki
ya da yine düşerim kim bilir
ama şunu bilirim
insan her yaşta
bir yerinden çocuk kalır
ve o çocuk
tam en beklemediği anda
başını kaldırıp der ki
bak
dünya yine yer değiştiriyor
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.