7
Yorum
14
Beğeni
4,9
Puan
76
Okunma
Gece…
İçimde sessiz bir nehir gibi uyanır...
Ay…
Yalın bir kılıç gibi
Yüreğimi kanatır…
Burada artık
Ne bir sâki var huzur sunan,
Ne de bir han
Ruhumu bu sızıdan kurtaran…
Burada toprak, saçlarım gibi kapkara.
Ay, mum ışığı gibi;
Ancak bir çıra…
Gönlüm ise bu çağda
Hâlâ eski bir ateşe inanır;
Yalnız ama sönmeyen,
Ne duyulup
Ne de görülen…
Aşk ise
Bu gönlü küllerine gömen
Bir kadim ateş…
Savrulurken rüzgârında,
Söndü hissi veren,
İçten içe yanan;
Kalbin içinde yol alırken
Kaçak bir kılcal damar gibi süzülen
Bir ateş…
Ve tam o yerde
Küllerinin içinden bir ad ile yükselir
Aşk…
Ama arşa değmez;
Bu çağ duaya sağır…
Bu öyle bir çağ ki:
Sıcak bir bakışa kurban olacak kadar saf,
Soğuk bir kalp ile can olacak kadar cani…
Arş-ı âlem bu dünyaya
Bir tül kadar yakınken,
Derin bir mânâ kadar uzak…
Çünkü
Uzak olan kalp
Kendi gönlüne bile giremezken,
Dua…
Gönül heybemizden süzülmeden
Arş’a varmaz...
Turgay Kılıç
24/02/2026
00:26
5.0
88% (7)
4.0
12% (1)