1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
130
Okunma
Sen yoksun...
Zaman... Geçmek bilmeyen bir sızıya dönüştü içimde,
Sen yoksun,
Gece dökülürken, siyah bir mürekkep gibi şehre,
Kaldırımlar bu ayrılığı zikrederken,
Koca şehir yolunu beklerken,
Sen yoksun,
Her saat kulesinde, senin yokluğunu vuruyor,
Sanki bütün saatler,
Senin gidişine kurulmuş gibi,
Ve her saniye kalbimdeki boşluğun biraz daha büyürken,
Sen yoksun,
İçimde dinmek bilmeyen bir fırtına,
Rüzgar her estiğinde, adını fısıldıyor sessizce,
Sokak lambalarının solgun ışığı altında,
Ağır bir bir yorgunluk var üzerime çöken,
Yoruldum artık seni beklemekten,
Sen yoksun,
Parmak uçlarında hala teninin kokusu,
Ama ellerim bomboş,
Yalnızlık odanın bir köşesinde, toz yığını gibi birikirken,
Eksik kalmış bir cümleyi, arar gibi şarkılar,
Özlem, iki tarafı keskin bıçak gibi kesiyor nefesimi,
Aylığın ağır yükünü taşırken yüreğim,
Bir umut dalına tutunuyor sevmelerim,
Sen yoksun,
Ben seni sevmekten değil,
Seni sensiz sevmenin mecburiyetinden yoruldum.
Bir çocuk gibi dizlerine başımı koyup ağlamaya ihtiyacım var,
"Geçti" demene, yalan olsa bile inanmaya,
Hatta senin için yanmaya,
Sesindeki o bir damla huzura,
Eksik kalan yanlarımı tamamlayan varlığına,
Ruhumu senin kalbinin kıyısına bırakmaya,
İhtiyacım var...
Ama sen yoksun...
Çünkü benim bu hayatta,
Beni benden alan o derin bakışına,
Ve her düştüğümde tutunduğum hayaline,
Nefes alır gibi, ölüme meydan okur gibi,
Sadece ihtiyacım var,
Sen yine yoksun....
"İBRAHİM_KAVAL"22.02.26
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.