11
Yorum
24
Beğeni
0,0
Puan
244
Okunma

Kanâat gülşenine yüz sürmeyen kadrini bilmez,
Hevâ-yı câha düşen şükr ü ihsân sırrını bilmez,
Mülk-ü Cihânede kendin sanur ol kutb-ı devrân hep,
Figân-ı mazlûmun âh-ı semâ-pervâzını bilmez.
---
“Nefes-i Rahmân” ilâhî hayat verişi temsîl eder.
Kâinâttaki her varlık, Allâh’ın kudretiyle varlığını sürdürür.
Bu, varlığın ilâhî kaynağına işârettir.
“Nâr-ı pinhân” içteki çile, aşk veyâ imtihân ateşidir.
Bu yanış yok edici değil, dönüştürücüdür.
Çile olgunlaşmayı getirir; ateş, bahçeye dönüşür.
Tevâzu’ ve alçakgönüllülük ilk bakışta “zillet” gibi görünse de,
hakîkatte ma’nevî yükselişe götüren yoldur.
Toprak olmak, arşa yükselmektir.
Secde, kulluğun zirvesidir.
İbâdet arttıkça kalp arınır ve ilâhî güzellikle dolar.
Gönül, “gülzâr-ı sübhân” yâni Allâh’ın yüceliğini yansıtan bir bahçe hâline gelir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.