2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma
Cennetten kopan ilk adımda başladı hikâye,
Toprağa değen o çıplak ayakla başladı sevda.
Bir yasak meyvenin hüznü değil sadece,
Birbirine tutunarak düşmenin asaleti vardı orada.
Sürgün değildi bu;
Aşkın yeryüzüne inen ilk nefesiydi.
Bir çöl sıcağında adını sayıklayan bir yürek,
Bir dağın bağrını delen sabır,
Bir kor ateşin içinden yürüyen inat,
Bir kavuşamamanın yanık türküsü…
Hepsi aynı kaynaktan aktı:
Ayrılık büyüttü, aşk olgunlaştırdı.
Ben ezelden beri hür bir kalbin çocuğuyum;
Zincir vursalar da sevdamı esir edemezler.
Yurdumun ufkunda tüten her umut,
Bir kalbin diğerine ettiği yemindir.
Korkma der içimdeki ses,
Aşk sönmez bu topraklarda.
Ey kalbim,
Zarar vermemek için at,
İyileştirmek için çarp.
Sevdayı bir yara değil,
Bir merhem bil.
Bir canı yaşatmayı,
Bir ömre bedel say.
Sabahları doğrulukla uyanan bir çocuk gibi,
Adımı haykırmadan ama başım dik yürürüm.
Çünkü sevda;
Yalana eğilmez,
Karanlığa diz çökmez,
Haksızlığa susmaz.
Birbirine omuz veren iki insan,
Bir millete umut olur bazen.
Bir kadının gözündeki ışık,
Bir adamın alnındaki terle birleşince
Vatan olur,
Ocak olur,
Gelecek olur.
Düştüğümüz yerden birlikte kalktık biz;
Toprağa sürgün,
Ama aşka hizmetkâr.
Birbirine “sen” derken
“Biz” olmayı öğrenen iki kalpten
Doğdu bütün hikâyeler.
Şimdi mdi anlıyorum:
İlk ayrılık,
İlk sabır,
İlk yemin,
İlk haykırış…
Hepsi tek bir kelimeye çıkıyor:
Aşk.
5.0
100% (2)