2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma
HİCRANIN İHTİLALİ
Kapat o dumanlı kapıyı,
Kalsın içerde,
bir küllüğe hoyratça basılmış o yorgun ömürüm.
Mürekkebim kurumasın, hayır.!
Vasiyetimi kendi kanıyla yazsın;
Çünkü benim bu kente,
bu sağır ve mimsiz beton yığınlarına,
Verecek tek bir hecem,
tek bir selamım dahi kalmadı gayrı.
En büyük şiirim;
bu sessiz kurtuluşumun şakağına dayanan o soğuk namludur.
Paslı kilitler sarsın o tozlu hatıralarımızı,
Sönsün lambanın öksüz nefesi;
karanlık,
kendi rahminde kendini doğursun.
Eski bir palto gibi fırlattım bu kirli geçmişimi;
Astarı yırtık hüzünlerimi, düğmeleri noksan yarınlarımı...
Yükü dünyadan ağır bu enkazımı,
gecenin nasırlı avuçlarına bıraktım.!
Farkında mısın.?
Sokak lambaları intihar ediyor bir bir.
Ayak izlerim,
o kimsesiz ve kaçak yolların gayrimeşru evladıdır şimdi.
Sorsunlar; "Nereye gidiyorsun?"
diye bu dilsiz boşluğa,
Cevabım,
rüzgârın asi ıslığında bilenmiş bir hançerdir.!
Gidiyorum;
heybemdeki son bir yangınla,
Dilimdeki kefeni yırtan o uğultulu bir türküyle ;
Bu şehir,
artık sadece benim yokluğumla terbiye olsun.
Şimdi şafak; henüz savrulmamış bir küfür gibi bembeyaz ve çıplak.
Ufukta silinirken isli odaların o kör,
o kambur hatırası,
Hangi şarkı dikiş tutturur bu derin,
bu yırtık hicranıma.?
Ne düne borcum kaldı,
ne yarınıma bir damla eyvallahım;
Bitti o uzun gecelerim,
sustu kalbimin o devrimci isyanı.!
Emel Abokan
13/02/2026
13:22
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.