2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
51
Okunma

SARHOŞ ANILAR
Gece yine çöktü içime…
bir masanın kıyısında
kendime bile geç kaldım.
Kadehler doldu doldu boşaldı,
sesler çoğaldı,
ama içimdeki boşluk
hiç susmadı.
Sarhoş olan ben değildim aslında…
anılardı.
Durmadan kapımı çalan,
durmadan seni getiren o kırık gecelerdi.
Yürek şiire meze olduğundan beridir,
kader hep galip çıkıyor aşk savaşından.
Biz ne kadar sevdiysek,
o kadar yenildik hayata.!
Belki de kader dediğimiz şey,
birbirine geç kalan iki yaralı ruhun
aynı acıda birbirini sevmesiydi.
Sen şimdi yoksun ya…
ben her gece biraz daha
kendime gömülüyorum.
Ne kadar içsem de eksilmedin içimden.
Çünkü bazı insanlar gitmiyor,
insanın en karanlık yerine yerleşiyor.
Sancı düşen soluma,
seni sarmak gibi…
İçimde kapanmayan bir boşluğu,
ellerimle taşımak gibi.
Sensiz yarınlara,
özlem artığı düşsel umutlar bağladım.
Ama hangi sabaha uyansam,
bir yanım hep sende kaldı.
Gözlerin geliyor sonra aklıma,
bir zamanlar “kalırım” diyen o sıcak bakışların.
Şimdilerde içimde üşüyen bir mezar gibi.
Ve ben anladım ki,
insanı içki değil,
yarım kalan bir sevda sarhoş ediyormuş.
Masadakiler dik dik bakıyorlar sarhoş sanıyor beni.
Oysa ben çoktan
yokluğunun dibine düşmüşüm..
Şimdi hangi gece uzasa
içimde eski bir ölüm uyanıyor.
Hangi şarkı çalsa
bir yanım sessizce dağılıyor.
Ve sanırım…
bu kadar sevişimiz de bundandı
birbirimize değil,
kendi yaralarımıza sarıldık.
Çünkü insan bazen
en çok sevdiği yerde değil,
en çok kanadığı yerde kalıyor.
Ve bazı yokluklar vardır,
ne kadar zaman geçerse geçsin
insanın içinden çıkmıyor.
Sadece büyüyor,
sessizce,
derinden,
öldürmeden süründürüyor.!
Emel Abokan Kaleminden✍️
20/05/2026
05:57
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.