1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
132
Okunma
Öyle süslü kelimelerin ya da ipek gömleklerin adamı değildir
o; tütününü tabakasında kahrıyla basan,
çayını tabağına döküp ömrünü soğutarak içenlerin safındadır.
Yüreği, memleketin en uzak köyü gibi sahipsiz ama vakur;
elleri ise bir zeytin ağacının gövdesi kadar sert ve sadıktır.
Hiç "seni seviyorum" demedi mesela,
dili dönmez öyle parıltılı laflara;
ama kış ayazında eve ekmek getirirken,
o ekmeği paltosuna sarışı vardı ya...
İşte o, sevdanın da merhametin de en ağababasıydı.
Şimdi yorgun bir çınardır
o; rüzgara karşı boynu biraz bükük olsa da,
gölgesinde hâlâ bin tane orduyu saklar
ve nefesiyle buz tutmuş dünyamızı ısıtmaya devam eder.
bilir misiniz?
Bazı adamlar sessizce yaşayıp gürültüsüzce giderler,
Ama bıraktıkları boşlukta asıl fırtınalar kopar.
O sustu mu bir şehir boşalır içimde,
o güldü mü bahar gelir yeryüzüne.
Dünya üstüne gelse, onurundan tek bir adım geri atmaz;
kimseye eğmediği o dik başıyla bize de dik durmayı,
haksızlığın yüzüne tükürmeyi öğreti.
Eski ceketinin cebinde sadece tütün kırıntıları değil;
bizim geleceğimiz, haysiyetimiz ve helal ekmeğimiz saklıdır.
Saçlarına düşen o karlar ise,
aslında bizim için göğüslediği boranların dumanlı artığıdır.
Siz onu sadece yürürken görürsünüz,
oysa ben o adımların altında yerin nasıl sarsıldığını bilirim.
Bu Adam Benim Babam
Bakın bu adamın yüzüne iyi bakın;
Bu çizgiler öyle rastgele çekilmedi kalemle.
Her biri bir kışın, bir ömürlük geçim derdinin,
ve "evlatlar üşümesin" kavgasının haritasıdır.
Helal et babam o nasırlı ellerin hakkını,
helal et o uykusuz gözlerin ferini...
Eğer bugün bu kahpe dünyada başım dik geziyorsam,
bu tamamen senin gölgenin heybetindendir.
Oturduğun o eski iskemle bana taht,
sırtındaki hırka ise dünyalara karşı zırh olur.
O var ya o;
benim bu hayattaki en büyük ihtilalim,
en sarsılmaz kalemdir.
Bu adam benim babamdır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.