11
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
195
Okunma

Dün gece uykunun en derin yerinde sana rastladım,
Yine bildik hüzün çökmüştü yüzünün çizgilerine,
Benden gizlediğin ne varsa dudaklarından dökülüyordu birer birer, sığmıyordu artık yüreğine.
Görsen halini; sanki koca bir dünyayı kaybetmişsin de telafisi yokmuş gibi bakıyordun boşluğa,
Geç kalınmış her sözün ağırlığı binmişti omuzlarına, çırpınıp duruyordun bitmek bilmeyen boşlukta.
~~
Öyle mahzun, öyle çaresiz duruyordun ki kıyamadım yanına varmaya, sadece uzaktan izledim halini,
Gözlerinden süzülen her damlada bir vazgeçişin izi vardı, sanki yeniden yazıyordun kendi talihini.
İnşirah bekleyen bir gönülle sığınmıştın en yüce kapıya, bir ferahlık, bir nefes arıyordun kendine,
Anladım ki sevdanın kıymetini ancak boş kalan ellerine bakınca hissetmişsin, işlemiş en derine.
~~
Bir adım atmak istedim sana doğru, sanki görünmez bir duvar örülmüştü aramızdaki ıssız yola,
Sen kendi içindeki fırtınayla boğuşurken, ben dualarımı sakladım hiç dinmeyen soğuk rüzgâra.
Uzanıp dokunsam dağılacaktın sanki, bir sırça köşk gibi kırılmaya dünden razıydı yorgun tenin,
Anladım ki artık bu hikâyede dermanı yoktu bitmek bilmeyen, gizli ve amansız derdin.
~~
Zamanın durduğu rüya denizinde, bir gemi gibi sallanıyordun geçmişin karanlık sularında,
Her kıyıya vuruşunda bir pişmanlık daha ekleniyordu, hiç bitmeyecekmiş gibi duran yaralarına.
Ne bir el uzandı sana o an ne de bir ses; yalnızlığın en koyu rengiyle boyanmıştı tüm gördüğün,
Çözülmüyordu bir türlü, kördüğüm olmuş hüzün dolu sahnelerde her gün biraz daha büyüdü düğüm.
~~
Gökten bir yıldız kaysa, dilek tutacak mecalin bile kalmamış gibiydi çaresiz bakışlarında,
Eski bir şarkının nakaratı gibi takılıp kalmıştın, hatıraların tozlu ve geçit vermez yokuşlarında.
Seni böyle görmeye alışık değildi gönlüm, içim yandı da sustum, diyemedim son acı sözleri,
Sanki bir veda provasıydı bu gördüğüm, kapattım dünyaya yavaşça, yaşla dolan yorgun gözleri.
~~
Gün ağarmaya başlarken rüyanın rengi soldu, sen seccadenin üzerinde bir hayal gibi silindin,
Bana kalan sadece mırıltıların yankısıydı, sanki en sonunda kendi gerçekliğine sessizce indin.
Şimdi her sabah bu düşten bir parça taşırım kalbimde, ne sen aynı sensin artık ne ben eski benim,
Anladım ki geceden sonra; bir ömür boyu sessizliğin gölgesinde kalacak benim garip sevgim.
~~
Kelimeler kifayetsiz kaldı o an, sitem bile yük geldi dudaklarıma, sustum sadece öylece,
Rüyadaki mahzun halin, bir hançer gibi saplandı kaldı uykusuz geçirdiğim her gece.
Belki de söyleyemediklerin, söylediklerinden daha ağırdı, bu yüzden eğilmişti mağrur başın,
Şahit oldum sessiz feryadına, anladım ki bitmeyecek içindeki dinmek bilmeyen savaşın.
~~
Sokaklar boştu, rüzgâr bile çekilmişti köşesine, sanki tüm kâinat seninle beraber ağlıyordu,
Eskimiş bir resim gibi solarken hatıralar, pişmanlıklar birer birer gelip kalbini dağlıyordu.
Gidip de dönemediğin yerlerden, sadece hüzün getirebilmişsin belli ki heybendeki azığında,
Bir devrin sonuydu bu, bir aşkın küle dönüşüydü gördüğüm rüyanın mahzun karanlığında.
~~
Gölgen bile terk etmişti seni sanki, bir başınaydın devasa ve anlamsız sessizliğin ortasında,
Anladım ki ne bir umut kalmış geride ne de bir teselli, solmuş tüm çiçekler gönül bahçende aslında.
İnsan en çok geç kaldığında yanarmış, senin yanışın da ondandı, bu bitmeyen derinden iç çekişin,
Bir ömür bir rüyaya sığdırıp,
Veda ederek karanlıklar içerisine sessizce gidişin.
~~
Duvarlar yankılandı durdu feryadınla, ama duymadı senden başka kimse yürek parçalayan sesini,
Sen kendi kıyametini yaşıyordun bu düşte, verirken son nefesi andıran yorgun nefesini.
Her şey ne kadar da gerçekti oysa, ne kadar da yakındı ellerin, tutsam tutacakmışım gibi duruyordu,
Ama kader bir kere çizmişti yolunu, gerçekler bir tokat gibi her saniye yüzüme vuruyordu.
~~
Uyandığımda odanın soğukluğu karşıladı beni, rüyandan arta kalan bir sızıyla baş başa kaldım,
Seni gördüğüm mahzun hali, bir emanet gibi alıp başucuma, kalbimin en derin yerine sakladım.
Belki bir gün yine rastlaşırız bir başka düşte, bu sefer yüzünde gülümseler olur diye umuyorum,
Ama şimdilik bu sessizliğin içinde, rüyadaki hayalinle dertleşip duruyorum.
~~
Güneş doğarken penceremden, rüyanın kokusu hala burnumdaydı, hüzünlü bir hatıra gibi taze,
Bu hikâye burada bitmemeliydi aslında, kalmamalıydı böyle yarım, böyle öksüz ve böyle sade.
Anladım ki bazı rüyalar sadece bir uyarıdır, kalbe düşen bir kor, ruhu yakan bir ateştir,
Senin sessiz mırıldanışların ise, bu ömür yolculuğunda bana kalan en acı ve en sadık eştir.
Cemre Yaman
5.0
100% (16)