11
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
133
Okunma

Sen, içimde en derin nefesi çekip de
Ciğerlerimi yakmana izin verdiğim yangındın.
Şimdi bir küllük dolusu yalnızlığın tam ortasında,
Ezip geçtiğin son izmarit gibi sessizim ama sönmedim.
Öyle bir gidişti ki seninkisi, ne veda vardı içinde ne de vefa.
Parmakların arasında yanan aslında sadece tütün değildi,
Ömür dediğim koca hayali savuruşundu gidişin.
Söndüğüm yer canımı yakmıyor artık, sadece bıraktığın izler bayat.
Bak, yine bir gece yarısı ve yine masada yarım kalmışlıklar.
İnsan en çok içine çektiği şeye yenilirmiş meğer.
Ben seni nefes diye bu cana misafir ederken,
Sen kendi sığlığında boğulup, bu büyük sevdayı taşıyamamışsın.
"Bitti" demek kolaydır da, biterken arkanda bıraktığın enkazı görmezsin.
Bir izmarit ne kadar acıtırsa düştüğü yeri,
İşte o kadar derin yaralar ama artık sızlamıyorlar.
Üstelik sen, söndürmeyi bile beceremediğin bir yangın bıraktın.
Hangi mısra seni geri getirir ya da hangi acı seni unutturur?
Gidişinin üzerinden kaç paket geçti, kaç gece sabahı görmedi?
Ben seninle aydınlanacağımı sanırken,
Kendi küllerimle yeniden doğmayı öğrendim bu izbe şehirde.
Sana dair ne varsa, bir nefeslik ömrü varmış aslında.
Biz seninle hiçbir zaman bir bütünü paylaşamadık,
Hep bir uçtan yanmaya başladık ve sonunda filtresinde takılı kaldık.
Tükendikçe kısalan, kısaldıkça değersizleşen bir masalmışız.
Şimdi kalkıp "nasılsın" diye sorma bana, hükmü yok.
Zaten sönmüş bir ateşi kurcalamanın kime ne faydası var?
Ben masada bıraktığın, rüzgarda savrulan gri toz parçasıyım.
Yani senin eserin, yani senin ellerinle ezdiğin son parça...
Hatırlıyor musun? "Beni asla bırakma" demiştin o sisli akşamda.
Meğer sen, beni sadece kendi karanlığını aydınlatmak için tutmuşsun.
İnsan en sevdiğiyle nefes alırken, en sevdiğiyle boğulurmuş.
Ben senin denizinde değil, senin yarattığın isin içinde boğulduğum anı gördüm.
Kelimeler yorgun, ben yorgunum, bu şehir zaten uykusuz.
Hangi kapıyı çalsam yüzüme kapanan tanıdık sessizlik.
Sen gittin ya, sanki bütün dünyanın ışıkları söndü,
Sanki her şey bir izmarit boyu mesafede donup kaldı.
Biliyorum, bir daha asla aynı yerden yakamayacaksın beni.
Çünkü bir kere sönen, bir daha aynı sıcaklıkla parlamaz.
Sen beni sadece tükettin, oysa ben sende çoğalmak istemiştim.
Şimdi kendi sessizliğimde, kendi gerçeğimde kayboluyorum.
Belki bir gün bir başkasının parmakları arasında görürüm seni.
İşte o an anlarsın, yakılan her şeyin sonunda kül olduğunu.
Ve o gün geldiğinde, senin de canın bir izmarit kadar yanacak,
Ama seni söndürecek tek bir damla gözyaşım olmayacak.
Son bir nefes... Belki de en ağır olanı buydu işte.
Seni içimden atmak değil, senin bende bitişini izlemek.
Hadi git şimdi, masada bıraktığın enkazına son kez bak;
Çünkü bu izmarit, senin bana borçlu olduğun son vedadır.
Cemre Yaman
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.