2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
175
Okunma
Kış ayları gelince, çok ihtiyaç duyarız;
Tam evin merkezine, sobamızı koyarız.
Kurmak ayrı ritüel, illa aksilik çıkar;
Ya boru yetmez olur, yahutta kurum akar.
Evin kalbinde tüter, toparlar aileyi;
Hele misafir gelse, ağırlar sülaleyi.
Soba deyip geçmeyin, birleştiren ocaktır;
Sıcacık bedeniyle, sevgi kucak kucaktır.
Kırsalda halen soba, başrol oyuncusudur;
Özellikle kışları, mekanın incisidir.
Sobalı evde Hayat, bir odaya taşınır;
Bağlarımız güçlenir, samimiyet yaşanır.
Zorunlu birliktelik, akşam sohbetleriyle;
Ruha zindelik katar, güzel nimetleriyle.
Çok soğuk gecelerde, yataklar getirilir;
Sobanın etrafında yatılır, oturulur.
Kuzine bu kültürün başyapıtı adeta,
Her kim akıl etmişse, nurlar içinde yata.
Sobanın bir bölümü, fırından ibarettir;
Bu ne akıllı çözüm, incelik zerafettir.
Açmış bağrını soba, içinde pişer yemek...
Kaynar güyüm ritimle, hele bir de çay içmek!
Ya evin mutfağında, yahut uygun yerinde;
Ekmek, börek, patates pişirilir fırında.
İster güveç hazırla, yavaş yavaş pişirsin;
Gel yaklaş uzak durma, yoksa çabuk üşürsün.
Sadece ısınmaya, yuvarlak kovalısı;
Yemeyi odun kömür, evin en havalısı.
Kovayı değiştirmek, maharet isteyen iş;
Evin günlük rutini, periyotlu bir geçiş.
Uzun süre ısıyı tutar, tuğlalı soba;
Geç ısınır geç soğur, ocak ocaktır oba.
Gastronomi işinde, çığır açan sobadır;
Şahane lezzet sunar, dengi de ancak tandır.
Odun kömür ateşi, aroması bambaşka;
İnsan yiyip içtikçe, aşka geliyor aşka.
Sobanın üzerinde, kaynar güyüm her daim;
Sobalar sevecendir, akıllı ve mülayim.
Hiç çaydanlık eksilmez, kaynaması ritüel;
Doğal iklimlendirme, evde hava ne güzel!
Buğulanan camlara, parmağınla şekil çiz;
Yahut da adını yaz, oturup bulmaca çöz.
Tavana yansıyanlar, gölgesidir ruhların;
Yanıbaşında Kur’an, tam üstünde rahlenin.
Sobada demlenen çay, liste başı en hit’tir;
Bu tadın lezzetine, tüm içenler şahittir.
Efsanedir içimi, hele odun ateşi...
Hele de tüm saatler, vurmuşsa dördü beşi.
Çayı içen dört köşe, Dünya yuvarlak olsun;
Tek derdimiz halıya çekmek, overlok olsun.
İşte işte orada, olur kestane kebap;
Kabuklardan ayırıp yedirmek, büyük sevap.
Çizilip konulunca, sobanın tablasına;
Şimdi durup bir bakın, Rönesans tablosuna!
Mandalina, portakal esanslı kabukları...
Böyle koku yayar mı, şu tütsü çubukları?
Doğal oda parfümü; ne hoş koku, ne ferah!
Kalbimize misafir; sevgi, saygı, inşirah.
Kuzine fırın yahut, kül temizlenen yerde;
Közlenen patatesler, devadır cümle derde.
Sobanın üzerinde, ekmeği kızartmalı;
Üzerine tereyağ, azıcık abartmalı.
Sobada şekillenir, hafızası damağın;
Kış günleri kurulur, bağlantın network ağın.
Nefret ettim, soğudum; ne garip, ne tuhaf çağ...
Bir soba sıcaklığı, kurar gönüllerle bağ.
Çilesi ayrı güzel, romantiklik zirvede;
Dosttur hem arkadaştır, kışın olur kirvede.
Kovayı doldurması, boşaltması ayrı dert;
Dert dedikse ne derdi, ilişkimiz tatlı sert.
Kömür tozu, odunu, kül boşaltma işlemi;
Bazen kirlenir etraf; dert mi, yoksa çile mi?
Kurum bağlar borular, acilen temizlenir;
Çocukken zorlu süreç, yorgan altı izlenir.
Bakımı temizliği, çok önemli hem de çok;
Soba tüterse eğer, seyret başka işin yok.
Sönmeye başlayınca, gerekiyor kontrolü;
Gece odun atmanın, birazcık olur rolü.
Sabah buz gibi oda, soba geçmişse eğer;
Geceden uyutmakmış, işin sırrıysa meğer.
Samimiyet, mutluluk, yoksullukla özdeştir;
Çocukluk özlemiyle, canciğer bir kardeştir.
Dışarda lapa lapa, karlar yola düşerken;
Göklerde seramoni, cümle melek inerken...
Güğümün tıkırtısı, demliğin fıkırtısı;
Eksilmesin evlerden, çocuğun kıkırtısı.
Bazen yanmadı diye, gaz yağı döküldüğü;
Parlayınca görülür, kaş kirpik yakıldığı.
Kalorifer, kliması, ısıtıcı cabası;
Hakimiyet sobanın, sıcaklığın babası.
Hatırası çok bende, kışın hafta sonları;
Yad ederiz geçmişi, hatırlı insanları.
Canbolat Murat mutlu, yaktım sobayı dersen;
Kur sofrayı çay demle, muhabbeti seversen.
06 Şubat 2026
Murat Canbolat
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.