Okuduğunuz
şiir
5.2.2026 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
Karmaşa
Körlüğüne alışmış lamba Kavanozda küflenmiş çay Hiç oturulmamış koltuk… Unutulmuşuz sanki O kadar çok…
İçimizde ve dışımızda; iyileşmeyen şeyler Ruhumuzda hep bi yorgunluk…
“Yine de” diyebilmeyi özlemek gibi zor Saklarken anıların en güzelini kendine Kalbimize dikilen korkuluk
Olmaz dediğimiz ne varsa geçti Çiğneyip ölmezlerimizin üstünden Geçti huzura uyandığımız günler Haberler, son dakikalar, ah neler neler!
…
Yine de güzel bir dokunuş bekler Bitirilmemiş şeyler Pastanın çileği tezgahtan göz kırpar mesela Papatyalar saçlarını özlemle gözler Bir çocuk senin dudağına gülümser Göğsün bir kedinin sıcaklığına…
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Gökkuşağı gibi renkli ve düşündürücü bir şiir. Olanlar, olmaması gerekenler; güzellikler, güzel olmayanlar; hazlar, hazımsızlıklar... Var da var. Zıtlıklar, zıtlıklar... Yine de gökkuşağı rengine boyanan bir gelecek... Ümit dolu. Saygı ve selamlar.
Kafam karışık, benden bi tane daha var gibi. Oysa aynı şeyleri yaşar insan. Bu şiiri her okuyan -bir kaç istisna dışında- kendinden çok şey bulacak ,eminim. Korkuluktan küflü çaya, ve çilek tabi ki ruhunuza temas eden, temas da ne kelime " tırmalayan" Neticede insan ruhunu inceleyen kurallı, ölçülü bir disiplin de var ,yorgunu ,dargını, su kaynatmışını onarmaya gayretli... Bu kadar karmaşık bir varlık nasıl oluyor da beyaz bir kağıda düz çizgiler çizebiliyor. Hayret ! Yine de Nesimi beni vuruyor tam aort damarımdan : "Bir derdim var ,bin dermana değişmem" Bir şiir ,bir şair ve ben. Yağmur, güneş ve ben. İçtenlikle tebrik ediyorum. Şiir yazmayı, şiir gibi yazmayı bildiniz.
İşte tüm zamanların en beklenen yorumcusu 🌼 Erolabi çok yaşayasın, huzurla mutlulukla… Sen ve birkaç okurum var beni hiç yalnız bırakmayan, yıllardır. Kıymetlisiniz. Çok sevgiler.
İşte tüm zamanların en beklenen yorumcusu 🌼 Erolabi çok yaşayasın, huzurla mutlulukla… Sen ve birkaç okurum var beni hiç yalnız bırakmayan, yıllardır. Kıymetlisiniz. Çok sevgiler.
kutlarım şairem, karmaşadan ve hayat yorgunluğundan bir an olsun bizi huzura taşıdı şiir, güzel bir yolculukla umuda taşıdı ruhumuzu sevgi ve saygı ile.
Her şeye rağmen hayat yaşamaya değer diyor şiir kısaca. İçimizi aydınlatan, umut veren yazınlara da çok ihtiyacımız var, teşekkürler canım güzeldi, tebrikler,, sevgiler 🙏💙
Karmaşa içinde unuttuğumuz o ince sızıları ve yine de diyebilmenin o özlemini mısralarınızda buldum. Ruhumuzdaki yorgunluğa ayna tuttunuz, gönlünüze sağlık.
Ruhu yorgun insanın bedeni dinlenecek bir kuytu yürek aradıysa bu bir suç muydu? Susup susup yazarken siz birden bire; Aşkı ve aşkla konuşmayı öğretir gibi sınıfa girdiniz. Ne güzeldiniz....
kavanozda küflenen çay, yaşanmamış sohbetlerin, ertelenmiş buluşmaların ve soğumuş kalplerin sessiz çığlığı.. hayat bizi bazen hiç oturulmamış bir koltuk gibi, kalabalıkların ortasında yapayalnız ve hiçleşmiş hissettirir.
hepsi bitmişlik hissinin birer anıtı gibi. anılarımıza ortak olan eşyaların o donuk bakışlarında bile gizli bir beklenti vardır.
ve o bitmek bilmeyen yorgunluk, sadece bugünün, olmaz dediğimiz her şeyin üzerimizden bir silindir gibi geçmesinin tortusudur.
haberler, gürültüler ve kalbimize dikilen o korkuluklar.. bizi kendimizden bile sakınmaya zorlayan o tuhaf savunma mekanizması.
biz ne kadar unutulmuş hissedersek hissedelim, yollar hala ayaklarımıza müptela. Göğsümüz bir kedinin sıcaklığına, saçlarımız papatyanın kokusuna muhtaç.
ufka doğru yürürken üzerimize giydiğimiz o rengarenk kuşak, yaralarımızın üzerine sardığımız o umut sargısı. iyileşmeyen yanlarımıza rağmen, hala yine de diyebiliyorsak; ruhumuzun denizi hala dalgalanmaya niyetli demektir.
eşyanın lisanını bilen, hüzne saygı duyan ama yine de aydınlığa aşık bir dil.
şair, eşyanın arkasındaki o ikinci yüzü gören kişidir. T çayın küflenmiş uykusunu, o hiç oturulmamış koltuğun nabzını, garipliğini hisseden birinin sessiz kalması mümkün müdür.
belki de imgenin en çok parladığı, en çok konuştuğu yer, insanın kendi iç evidir. ruhun o tarif edilemez gelgitleri ancak imgelerin rehberliğinde gün yüzüne çıkarılabiliyor.
şiir, bir insanın ruhunda kurduğu en eski evdir.
bu evde her oda bir duyguya ayrılmıştır. aşk, hüznün en parlak penceresinden sızarken, ayrılık duvarlarının gölgesinde sessizce bekler. yalnızlık, bodrum katında sessiz adımlarla dolaşırken, hüzün, çatlak tavanlardan sızan rüzgâr gibi her odayı titretir.
şiir, işte bu evin kapısını açan anahtardır. şair, kelimelerle evin odalarını dolaşır, her duyguyu yerli yerine koyar ve okurunu da gizli koridorlardan geçirir.
Şiir, kaotik imgelerle iç ve dış dünyadaki karmaşayı başarılı şekilde yansıtıyor. Yorgunluk ve eksiklik hissi var, ama “yine de” ile gelen umut dokunuşları şiire hafif bir umut katıyor. Dili dağınık ama ritmi ruh hâlini yansıtıyor; yoğun bir içsel yolculuk.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.