3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
70
Okunma
bir ayrılık,bir yoksunluk,bir de ölüm...
Bir vakt-i kerâhet, salkım söğütler altında,
Gölge bile kendinden vazgeçmişken suyun yüzünde,
Haberim düşecek mühürlü bir zarf gibi kapılara;
Soğuk bir kader dokunacak tokmaklara.
Dil dönmeyecek yokluğuma,
Suskunluk beni söyleyecek.
Beni sevenlerin göğsünde
Bir cam değil,
Bir hayat kırılacak
Sessiz,
Derinden,
Geri dönülmez.
Lakin asıl kıyamet
Benim rûhumun ufkunda kopacak.
Bir gün, sevdiğimin göç haberini
Yorgun bir rüzgâr getirecek;
Adını kulağıma eğilip fısıldayacak
Ve bütün mevsimler
Bir anda sonbahara çökecek.
İşte o an, mülk-ü kalbimde kandiller sönecek,
Duvarlarım içime yıkılacak,
Zaman dizlerimin dibine çöküp susacak.
Adı dilimde ateş-i sûzân,
Hasreti içimde bâr-ı girân;
Her nefes bir mahkeme,
Her an bir infaz olacak.
Ne padişah kalır bu dünyada
Ne de ben,
Tahtlar çürürken kalbim ayakta duramaz.
Sadece iki nefes arası bir feryat kalır:
Biri beni duyanların kederi,
Diğeri benim duyduğum
Adı konmamış,
Devasız,
İçimde kurulan mahşer yeri.
5.0
100% (4)