3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
126
Okunma
—Şahin Çınar
Annem derim,
ve dünya bir mendilin içine büzülür
gül kokulu bir sabahın kıvrımında.
Susarak severdim seni,
çocukluğum tekrar yürümeye başlar
tahta bir sandalyede,
üzerine battaniye örtülmüş bir dua gibi,
bakar bana.
Ellerin,
zamandan yapılmış bir örgüydü,
düğüm düğüm sabır.
Her parmağın
bir başka mevsimi okşardı alnımdan.
oysa ben
hep rüzgârda unuttum şefkatin sesini.
şimdi o rüzgâr
her dua vaktinde
içime dolan bir sızı gibi geçiyor üzerimden.
Annelik, bir ülkenin
sınırları çizilmemiş başkenti gibi.
yokluğunda bile barınak kalır içinde.
bazen bir ıhlamur buğusu,
bazen gecenin kenarına ilişmiş masal sesi,
ama en çok
bir bardak su gibi bırakılır masaya—
hiç konuşmadan, ama hep anlaşarak.
Sen gittin ya,
saatler durmadı.
ama zaman artık
bir perde arkası sessizliği
gözlerimin ucunda.
yarım kalmış bir bakış gibi taşıyorum seni,
çünkü her çocuk
biraz eksik büyür—
annesinin suskunluğu kadar.
Şimdi biliyorum:
büyümek, annenin sesi azalırken
içinden bir koridorun uzamasıdır.
ben o koridorda
hala çoraplarımı tek ayağımda kaybediyorum,
hala ıslak saçla çıkıyorum dışarı.
çünkü hâlâ senin
o sessiz sesin eksik,
“üşütme oğlum” diyen yokluğundayım.
Annem,
sana her şiirimde biraz daha yaklaşırım,
ama dokunamam.
çünkü sen artık
bir gülün iç sesi gibi saklısın içimde.
görünmezsin,
ama kokunla yön bulurum hayata.
Ve şimdi,
gözlerimi kapatınca
dünyayı senin kucağın gibi duyuyorum.
her kötülük dışarda kalıyor—
çünkü bir çocuğun ilk evi annesidir.
ve bazı evler
hiç yıkılmaz.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.