1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
145
Okunma
Sabah, perdede unutulmuş bir sarı
—ne güneş tam, ne gece artık—
odanın köşesinde üşüyen saat
tik tak değil, suskunluk ölçüyor.
Bir çay bardağı duruyor masada,
içinde yarım kalmış bir akşam.
Camın buğusunda annemin sesi
adımı değil, zamanı çağırıyor.
Sarı bir hüzün bu;
limon kabuğu gibi ince,
eski bir defterin arasından düşen
kurumuş yaprak kadar hafif.
Şehir geçiyor içimden,
tramvaylar kalbime çarpıp duruyor.
Bir adam yürüyor bende,
ceketinin cebinde kırık bir mektup.
Kelimeler susarak büyüyor,
her nokta biraz daha yalnız.
Anlıyorum:
Hüzün bazen renktir
ve sarı, en çok vedaya yakışır.
Şahin Çınar
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.