0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma

Sözün altı ıslak.
Bunu sana nasıl anlatmalı.
Bir masa örtüsünün altında unutulmuş su gibi,
Kimsenin bakmadığı yerden büyüyor.
Aşağıda kalan bir şey var.
Kenarları silik, biçimi çözünmüş.
Belki senin ağzından düşmüş bir harf,
Belki içimde pas tutan bir akşam.
Nem değil bu.
Bir şeyin, terk edildikçe
Yoğunlaşan hali.
Artık hangi kelime konuşuyor, bilmiyorum.
Bazı kelimeler insanı terk eder,
Bazıları içerde kalıp
Yüzüne benzeyen bir sessizlik olur.
Dilim içimde yer değiştiriyor.
Boğazımda bir düğüm,
Çözülemeyen bir düğme gibi.
Göğsümde bir sızı.
Kan değil tam,
Yara da değil.
Sanki bir sandalye çekilmiş
Ve boşluğu kalmış.
Senin adın öyle duruyor işte.
Bir şey değişecekse
Gökyüzünden inmeyecek.
Bir su, dipten nasıl kaynıyorsa
Öyle çıkacak yukarı;
Sözcükleri ıslatarak.
İçimde bir şey kırıldı.
Ses çıkarmadı.
Dünya bundan habersiz.
Hiçbir şey olmamış gibi kendine dönüyor.
Sokaklar yüzünü çevirmiş.
Adlar tutunamamış.
Yüzler geçip gitmiş.
Bir tek yokluğun kalmış.
Onu da koyacak yer yok.
Burada değilim.
Yerim bile boş.
Gel.
Birlikte inelim oraya.
Ne sen kal orada,
Ne ben.
Sadece sözcüklerin
Kabuktan çıkmış hali.
Ve altında—
Bizi çırılçıplak bırakan
O çatlayan sessizlik.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.