4
Yorum
24
Beğeni
0,0
Puan
102
Okunma

aşk neydi azize,
gönle inen rahmet miydi
yoksa kefenin soğuğu mu
canın eşiğinde bekleyen?
ellerimiz semaya kalkardı,
avuçlarımız kıbleye ram iken,
harap bir mescidin taş bağrından
kalbe dokunurdu niyaz.
hangi dergahta dursan
bir feryat yükselirdi mutlaka.
kadın, erkek, pir, çocuk fark etmezdi;
zira dua
kul ile kul arasındaki perdeleri yırtardı.
gözyaşı,
ölümün alnına sürülen mühür,
doğum ise
kısa bir tebessümle avutulmuş kaderdi.
söyle azize,
şimdi susmak hangi gölgede farz oldu?
bu sükutun
hikmeti neydi?
çocuklar gülüşlerini yitirdi.
hayaller, kanadı kırık kuşlar gibi
yere mahkum.
ölüm bile adını unuttu
her şey çürürken.
bir vakitler zaman sırlarını gülerek açardı,
kuşların gagasında haber arardık.
şimdi zaman,
suçsuz çocuklarla birlikte
sessizce çekilip gitti.
kör ebe oynayan çocuklar bile
zulümden payını aldı.
acılar kader denilerek
üstü örtülü mezarlara gömüldü.
söyle azize,
o çizgiden taşmak
neden haram kılındı?
masallar tatsız,
hürriyetin cenazesi sokak köşelerinde.
fikirler zincire vurulmuş,
zindan rütbe edilmiş.
gökyüzünü yarıp
yağmuru indirmek isterdim.
ama azize,
ben bir mahkumum.
her yer susuzluktan ölmüş bahçeler gibi:
tat yok, renk yok.
kuşlar bile
uçmaktan vazgeçti.
anne sütünü tatmadan
yetim kalan bebekler var.
kimi bahçelere güneş gülerken,
çöplüklerde çocuklar büyüyor.
herkes helalden söz eder
amma
helal edecek anne yoksa
o süt de temiz değildir.
ey insanlık,
masumiyetin yalanla yakıldığı
bir zamandayız.
bu nizam sürerken
kurban
hep çocuk olur.
söyle azize,
hangi imanın harcında
gömdük kendimizi?
ben seni
ağaran saçlarında aradım.
anneydin,
şehirdin,
duaydın.
şimdi o saçlara
gülüşlerimi asıyorum.
kuşlar her öttüğünde
beni hatırla.
zira bir gün
herkes düşer o uçurumdan,
bir damla yaş gibi.
aşk neydi azize...
*
Mehmet Demir
13121