2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
121
Okunma
Dağın omzuna yaslandı İgudar,
göğe değen alnıyla ant içti zamana.
Gök gürledi, rüzgâr sustu,
taş dedi ki: “Ben buradayım.”
Ne kral mührü vardı kapısında
ne altın hırsı beklerdi içerde.
Burada açlığa karşı saf tutulur,
yağmaya karşı insan olunurdu.
Yedi kapı, yedi yemin,
yedi kuşaklık emanet…
Bir çuval arpa için
bir kabile ayağa kalkardı.
Kılıç girmedi bu duvarlara,
çünkü düşman dışarıdaydı:
Kıtlık, ihanet,
unutmak.
Anahtarlar zincirde değil,
onurdaydı.
Alan bilir, veren susardı,
çünkü fazlası haramdı
eksik olanın yanında.
Geceleri yıldızlar nöbet tutardı,
taş askerler gibi sıralı.
Her duvar bir hikâye,
her çatlak bir direnişti.
Zaman geçti,
imparatorluklar çöktü,
adlar silindi,
ama İgudar kalmayı bildi.
Çünkü o
sadece taşla yapılmadı;
o,
insanın insana
emanet edilebildiği
çağın anıtıydı
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.