0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
191
Okunma
Kalem, masanın kenarına ilişti
bir tabak fazla
bir cümle eksik
Pencereyi kapattım
günahlar yine de içeri sızdı
çünkü rüzgârın anahtarı
Mikail’in cebinde
Bir sandalyenin gölgesi var odamda
oturmadığım hâlde yorgun
belki de bütün yorgunluklar
bir yere oturmak ister
Hatıralarıma bakıyorum da
benden önce dönmüşler eve
bir şarkı var dudaklarımda
söylenmemiş bir şeylerın izi
Kalbim, minik bir şehir
ışıkları erken söndürülmüş
gece bekçisi yok
herkes evine dağılmış
Bir ses arıyorum
yüksek değil
beni ikna etmeyecek kadar alçak
sadece
buradayım desin
Bütün Bilinmeyen mevsimler yada
Mesela sonsuz baharlar
soyunsun önümde salkım saçak
Yaz Gelırsede buralara
Lütfen Karlar erimesin
Perdeyi aralıyorum artık
ışık, aceleci değil
bir omuz gibi
dayanıyor karşı duvara
Annemin sesi değil bu
ama ona benziyor
insan bazı şeyleri
kimden öğrendiğini
sonradan anlıyor
Ellerime bakıyorum
daha gençler benden
bir şey tutmayı
henüz öğrenmemiş gibiler
Zaman,
gözümden düşmüş
bir kelime
her yere yakışıyor
ama hiçbir yere ait değil
Bir fincanı yıkıyorum sonra
suyla konuşuyor içim
bazı şeyler
akınca hafifliyor
adı konmasa da
Saçlarımı hiç taramadım bugün
Aslında tarakla aram iyi
ama aynaya bakmak istemiyorum
kalbim
yüksek sesli değil
küçük bir göl gibi
taşmıyor
ama çekiliyor
Kağıt,karnının doydugunu soyledı
bir tabak fazla
bir cümle eksik..
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.