2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
130
Okunma
Sevda
ilk kez geldiğinde
ne yapacağını bilmez.
İnsanın içine oturur
ama yerini tarif edemez.
Bir bakışta büyür,
bir susuşta kök salar.
Sevda biraz acemidir,
herkese fazla inanır.
Bu yüzden
en çok sevda yaralanır.
Sevgi
daha ağır yürür.
Koşmaz, acele etmez.
Bekler.
İnsanın içini
yavaş yavaş ev gibi yapar.
Ama kıymeti bilinmezse
sessizce çıkar gider.
Arkasından bağırmaz,
sitem etmez.
Aşk
en gürültülü olanıdır.
Kalbi hızlandırır,
aklı susturur.
İnsana kendini unutturur,
sonra da
“Ben mi yaptım bunu?”
diye sordurur.
Aşk
ya zirvede bırakır
ya paramparça.
Hasret
hiç gelmez sanılır
ama hep ordadır.
Bir şarkının ortasında,
gecenin en sessiz yerinde,
boş bir sandalyede.
Hasret konuşmaz,
gösterir.
Yokluğu anlatır
varmış gibi.
Özlem
daha incedir.
Can yakar ama kanatmaz.
Hatırlatır.
“Bir zamanlar” diye başlayan
her cümlenin içinde durur.
Kırgınlık
en kalıcı duygudur.
Geçti sanılır,
ama sadece derinlere iner.
Bir gün
en olmadık yerde
yeniden ses verir.
İnsan
bütün bu duyguların
geçiş noktasıdır.
Kimisi uğrar,
kimisi yerleşir.
Kimisi izinsiz girer,
kimisi vedalaşmadan çıkar.
Ve insan çoğu zaman
şunu fark etmez:
Duygular gelmez,
çağrılır.
Ama gitmeleri
bizim elimizde değildir.
Sevda öğretir,
sevgi tutar,
aşk yakar,
hasret büyütür.
Ve insan
bütün bunların sonunda
ya daha insan olur
ya da daha yalnız.
Kadir TURGUT
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.