1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
69
Okunma
SEFİHE BAKIN (Şiir)
Hicap perdesini atmış kenara,
Hayasız, iffetsiz hanıma bakın.
Alıp çantasını çıkmış sokağa,
Aylak aylak gezen hanıma bakın.
Tırnaklar ojeli, kaş göz boyalı,
Bedende libas yok, ince tül dolalı.
Müslüman Türk, Avrupai oldu olalı,
Aslını kaybetmiş şu hâle bakın.
Avrupa’ya uymak için çırpınıp durdun,
Ne hayâ ne iffet, hepsinden oldun.
Alçak köpekleri taklide daldın,
Pişmanlık içinde sefihe bakın.
Özenilenler sadece caniyle zani,
Medeniyet mefhumu bunlarda hani?
Bunları insan sanma, hepsi yabani;
Vampirden farksızdır, şunlara bakın!
Bu sözlerimi yanlış anlama bacım,
İçim kan ağlıyor, büyüktür acım.
Şeytani ordular ediyor hücum,
Verelim el ele, birlik olalım;
Bu hayasız akıma karşı koyalım.
Yoksa sonuç belli, kötü olacak,
Neslimiz yok olup sönecek ocak.
Bizi biz olmaktan uzaklaştırıp,
Kendine hizmetkâr, köle kılacak.
ŞAİRİN DİLİNDEN: "Neden Yazdım?" (Açıklama)
Dostlarım, kardeşlerim...
Bana bakıp "Neden bu kadar sertsin?" diyenleriniz, "Neden bu kadar öfkelisin?" diye soranlarınız olacaktır. Bilmenizi isterim ki; benim kalemimden dökülenler bir nefretin değil, yüreğimi kavuran bir yangının kıvılcımlarıdır.
Benim derdim, sokaktaki insanla değil; bizi bizden koparan, bizi özümüze yabancılaştıran o sinsi akımladır. Bakıyorum da, bin yıllık çınarımızın dalları bir bir budanıyor. Bizim edebimiz, bizim hayâmız, bizim o vakur duruşumuz yerini derme çatma bir taklitçiliğe bırakıyor. "Avrupalı olalım" derken, el kapılarında ruhumuzu mu bıraktık?
İçim kan ağlıyor! Çünkü ben sadece boyalı kaşları, ojeli tırnakları görmüyorum. Ben o boyaların altında kaybolan bir nesli, o süslü kıyafetlerin ardında üşüyen bir medeniyeti görüyorum. Bir hanımefendi sokağa çıktığında, arkasında sadece parfümlerin kokusunu değil, atalarımızın vakur duruşunu da taşımalıydı. Şimdi ise görüyorum ki; rüzgâr nereden eserse, biz o yana savruluyoruz.
Sormak isterim: Biz ne zaman "öteki" olmayı "kendimiz olmaya" tercih ettik? Bizi biz yapan o kutsal bağlar, o "ocak" sıcaklığı ne zaman soğudu? Eğer bugün susarsak, yarın kapımızı çalacak bir "biz" bulamayacağız. Evlatlarımıza bırakacağımız tek şey, başkalarına köle olmuş ruhlar olacak.
Bu sözlerim birine hakaret değil, bir uyanış çağrısıdır. El ele verelim istiyorum. Bu yabancı akıntıda boğulmak yerine, kendi nehrimizde coşalım. Neslimizi, ocağımızı, iffetimizi ve en önemlisi o dimdik duran Müslüman Türk kimliğimizi muhafaza edelim.
Yoksa dostlarım, yarın çok geç olacak... Ocak sönmeden, köz henüz sıcakken dönelim aslımıza. Ben yazdım ki; bu feryat kulaklarda çınlasın, kalplerde bir nebze de olsa yankı bulsun.
Vebal bizdedir, uyanış hepimizdedir.
5.0
100% (1)