2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma
Ruhuma can verildiğinde ateşi ben diledim.
Bilirdim, yanacak canım.
Bana bir hayal kur dediler,
Bense bir düş kurdum.
Bilirdim, kimse beni anlamayacak.
Daha ben doğmadan fısıldadılar ruhuma:
“Bir dilek tut” dediler gökyüzünde,
Bense gözyaşları diledim.
Her gece sorguladım kendimi.
Vicdanım terazi oldu.
Sevemedim bayağı ve basit meşkaleleri.
Sen bile bana tuhaf dedin.
Hayır! Tuhaf olan ben değil!
Ayakları altında ezilen karıncaları duyamayan
insanlardı.
Karşıma çıkan zorluklar, geri çekilmem için değil;
daha derin düşünmem ve
ince bir tülün ardında saklı gerçeği hissetmem içindi.
Ve hissettikçe gerçekleri,
şimdiki zaman zarfında
tuhaf olan bilincin ve vicdanın
sessiz çığlığının
yeryüzünde yankısının
bumerang gibi geri dönmesiydi.
Farkına varamadıklarımız,
kalp gözümüzü mühürleyip yaşadığımız hayat;
geceyi yorgan, gündüzü ayakbağı işlere feda ettiğimiz hayat sürüp geçerken,
aynada gördüğümüz aklaşan saçlar,
bedenin olgunlaştığını gösterirken,
tuhaf olan kalplerimizin katılaşmasıydı.
Turgay Kılıç
05/12/2021
21:38
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.