1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
118
Okunma
Toparlamaya çalıştıkça başka bir yerimden dökülüyorum.
Sanki kader, “tutma” der gibi avuçlarımı gevşetiyor.
Ne kadar sıkı sarılırsam, o kadar tuz buz oluyor elimde kalan.
Kırıklarımı birleştireyim diyorum,
her dokunduğum yer daha çok kanıyor,
her iyi niyetim yeni bir dağınıklığa dönüşüyor.
İnsan en çok da toparlanmaya çalışırken yoruluyor.
Çünkü o anda güçlü olmaya mecbur sanıyor kendini.
Oysa ben güçsüzlüğümün ortasındayım;
ne ağlayabiliyorum tam,
ne susabiliyorum…
İçimde bir yer sürekli çöküyor ama kimse görmüyor.
Tutunduğum şeyler avucumda kalmıyor artık.
Sevgi dediğim, umut dediğim, sabır dediğim
hepsi elimden kayan cam parçaları gibi.
Topladıkça kesiyor,
birleştirdikçe dağılıyor.
Ben toparlanmıyorum,
ben yavaş yavaş eksiliyorum.
Ve en acısı şu:
İnsan bazen dağılmamak için değil,
daha fazla parçalanmamak için
hiçbir şeyi toplamamayı öğreniyor.
İşte ben tam oradayım…
Ne vazgeçebilecek kadar uzağım,
ne dayanabilecek kadar sağlam.
Sadece duruyorum.
Dağılmış halimin tam ortasında.
İnsan bazen kendini kurtarmaya çalışırken boğuluyor.
Çırpındıkça dibe çekiliyor,
nefes almak isterken ciğerlerine daha çok su doluyor.
Ben de öyleyim.
Kendimi toparlayayım derken
hayatın en dip yerine sürükleniyorum.
Kimseye anlatamadığım bir yorgunluk var içimde.
Ne uykuyla geçiyor
ne zamanla azalıyor.
“Geçecek” diyen herkesin bilmediği şu:
Bazı şeyler geçmez,
sadece insan alışır gibi yapar.
Ben alışmıyorum,
ben her gün biraz daha kırılıyorum.
Güçlü görünmekten yoruldum.
“Dayanırsın” diyen sözlerden yoruldum.
Oysa kimse sormadı
daha ne kadar dağılabilirsin diye.
Bir insan kaç kere paramparça olur
ve hâlâ ayakta durur?
Topladığım her parça bana ait ama
hiçbiri artık bana benzemiyor.
Aynaya baktığımda gördüğüm yüz
eski ben değil.
Gözlerimdeki ışık
kırıkların arasına düşmüş,
hangisi benim bilmiyorum.
Bazen düşünüyorum da
belki de mesele toparlanmak değil.
Belki bazı yaralar onarılmaz,
sadece taşınır.
Belki ben güçlü değilim…
sadece hâlâ nefes alıyorum.
Ve işte bu yüzden
susuyorum.
Çünkü anlatınca dağılmak çoğalıyor.
Tutunca kırılıyor.
Bırakınca can yakıyor.
Ben de arada bir yerde
yavaş yavaş kayboluyorum.
Kaybolmak bazen sessiz bir çığlıktır.
Kimsenin duymadığı,
kimsenin dönüp bakmadığı bir çöküştür.
Ben gülümserken bile içim yıkılıyor,
konuşurken bile kelimelerim kanıyor.
Her şeyi toparlamaya çalıştığım o anlarda
hayat sanki bilerek üstüme geliyor.
Bir yerimden değil,
her yerimden kırılıyorum.
Yoruldum demek yetmiyor artık,
çünkü bu yorgunluk bedende değil,
ruhun en dip yerinde.
İnsan en çok da
“neden hâlâ ayaktayım?” diye soruyor kendine.
Ne uğruna,
kime rağmen,
hangi umutla…
Cevap yok.
Sadece alışkanlık var.
Nefes almak gibi,
yaşamak gibi…
istemeden devam eden bir şey.
İçimde bir enkaz var.
Toplamaya kalksam elimde dağılıyor,
baksam canımı acıtıyor,
görmezden gelsem vicdanım sızlıyor.
Her parça geçmişimden bir iz,
her iz yeni bir ağırlık.
Artık şunu anladım:
Bazı insanlar iyileşmez.
Sadece kırıklarıyla yaşamayı öğrenir.
Ben de öyleyim.
Ne tam dağınığım
ne de toparlanmış.
Arada kalmış bir yarayım.
Ve işte tam bu noktada
hayat durmuyor.
Saatler ilerliyor,
günler geçiyor,
insanlar gülüyor.
Ben ise içimdeki yıkıntının başında
nöbet tutuyorum.
Kimse görmese de
kimse bilmezse de
şunu biliyorum:
Ben hâlâ buradayım.
Eksik, kırık, yorgun…
Ama henüz tamamen gitmiş değilim.
Ve bir gün insan şunu kabul ediyor:
Toparlanmak her zaman iyileşmek değildir.
Bazen toparlamaya çalıştıkça
hayat, elinde kalan son parçayı da alır.
Ben o eşiği geçtim artık.
Ne tutmaya çalışıyorum
ne birleştirmeye…
Çünkü bazı kırıklar
dokunuldukça çoğalır.
Artık susuyorum.
Bu bir vazgeçiş değil,
bu bir tükeniş.
Gürültü yapmayan,
kimseyi rahatsız etmeyen
sessiz bir çöküş.
İçimdeki her şey dağılmışken
ayakta durmam
kimseyi kandırmasın.
Ben iyileşmedim.
Ben sadece parçalarımla yaşamayı öğrendim.
Eksik yanlarımı saklamayı,
acıyan yerlerimi göstermemeyi…
Güç bu değil belki
ama bana kalan tek hâl bu.
Ve eğer sorarsan
“tam olarak neredesin?” diye…
Şunu bil:
Toparlanmayı bıraktığım yerdeyim.
Kırıklarımı toplamaktan vazgeçtiğim,
kendimi ilk kez yormadığım yerde.
Dağılmış ama hayattayım.
Ve bazen
bu bile başlı başına bir mucize.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.