3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
399
Okunma
Bir sabah ayazıdır,
adamın içine çöken.
Elini cebine atarsın;
can kırıkları arasında
yüreğin açıkta kalır.
Bir bankta bir yaşlı
ve genç bir kadın—
aynı sessizliğe sarılmışlar.
Kimsenin birbirine bakacak vakti yok,
gitmeye de niyetleri yok.
Bir adam valizini sürüklüyor,
içinde gücü tükenmiş anılar.
Bir kadın bilet soruyor;
gidişi var, dönüşü yok.
Herkes bir şey kaybetmiş gibi,
kimse yaşadığını anlatmıyor.
Saatler bile durmak istiyor burada.
Ne tam gitmek ister insan,
ne gerçekten kalır.
Burası bir ara duraktır;
bu şehir yükünü bir alır,
bir boşaltır
tam da hayatın ortasında.
Kimse kimseye ait değil.
Bu şehirde herkes geçici,
bu şiirde kimse gitmiyor.
Aslında sende değilsin;
yalnızmış gibi durmayı öğrenirsin.
Bir sigara yakarsın,
zaman oyalanır—
dumanı senden daha kalıcı.
Bu şehir var ya, bu şehir—
şiiri sevmez,
şairi barındırmaz.
Özlemi içinden geçirir,
yaktığı ateşi
küle çevirir.
Vakit çok dar.
Anonslar yükselir,
otobüsler kalkar.
Peronlarda gençler, yaşlılar telaşlı,
nefesler birbirine karışır—
ne giden belli
ne kalan.
Kiminin kalbi,
kiminin gözleri
neredeyse can pazarında.
Ankara arkamda,
büyük bir yük var içimde.
Doğrulsam kanım çekiliyor,
eğilsem kamburum
içimi parçalıyor.
Ne tuhaf şey—
insan bazen bir şehirden
diğerine değil,
kendine geç kalır.
Hiç gitmeyecekmiş gibi,
geç kalınmış kendime doğru gidiyorum.
Beni,
sen karşıla.
Sakın unutma.
Remziye ÇELİK
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.