3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
146
Okunma

Bu gece kelimeler yerçekimini reddetti,
Birkaç saat sonra evrene yolculuk var.
Gökyüzü kalbini tutmuş, yıldızlarda bir telaş,
Uzaya yolculuk başlıyor.
Merkür — sabırsız, sıcağın içinden gelmiş,
Kelimelere yetişmeye çalışıyor.
Venüs — ağır ve zarif, aşkın yüzü gibi,
Gözlerini gözlerimden ayırmıyor.
Mars — kırmızı ve asi, her mısramda nabzı hızlanıyor.
Jüpiter — heybetli ve koruyucu, sanki düşersem tutacak gibi.
Uranüs — şiirin düz yürümediğini biliyor,
Neptün — mavi bir sır gibi sessizce dinliyor.
Yer yok, yerçekimi yok, ama kelimelerin ağırlığı var,
Bir gezegen kadar mutlu, bir galaksi kadar kalabalık.
Ellerini tutmak isterdim, burada dokunmak kurguya ait,
Dinleyiciler oturmaz, süzülür;
Sesim mikrofondan değil, nefesimin dansıyla yükselir,
Alkış yok, camların arkasından eşlik eden gözler var.
Boşlukta yörüngesini arayan bir cisim gibiyim,
Dünya aşağıda, bir nokta gibi.
Uzayda öğrendim: yarım kalmak en büyük kayıpmış,
Bir yıldız kayarken bir ömrü de alıp gidermiş.
Hani derler ya, gökyüzünden bir yıldız kayarsa,
Bir dileği alır götürürmüş, bir ömrü de yanında.
Ama kimse bilmez, kayan her yıldızda,
Bir insan sessizce gittiğini…
Sonra evren omzuma dokundu, “Kalk,” dedi.
Ben — sevda ateşini avuçlayan, tutkunun adı,
Bu aşk galaksileri eğip büker.
Ve savaş tanrısının kalbi ellerimde atar,
Kaç şiir yazılır böyle bir çekime?
Yeryüzünde olsan da, gökyüzünde olsan da,
Hangi yörüngede dönersen dön —
Evrenin ölçemeyeceği bilinmezlikte adın kalsa da,
Uzayın sessizliğinde kaybolsan da.
Yazdığım her şiirde,
uzayda, boşlukta, yerde ve gökte
seni yaşıyor ve yaşatıyorum.
Remziye ÇELİK
5.0
100% (6)