0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
149
Okunma
Yirmi kış geçti, gri suyun üzerinde
Kar sessizdi, kuzey akıntısının kenarında.
Camlarda bekleyen bir eski ışık vardı,
Geceler uzadıkça, ruhumda çoğalan.
Bir şehir ki, buzdan ve mermerden dokunmuş,
Gönlünü saklar, fiyortların derinliğinde.
Soğuktu teni, ama kalbi binlerce yıla uzanmış,
Kuzeyin bu şehri, bir masalın eşiğinde.
Oysa sen, o beklemediğim kızıl mucizeydin,
Sanki bir ahit, beyazın ve ayazın ortasında.
Toprağın donduğu, umudun bile yorulduğu yerde,
Çatlatıp buzu, açan o Stockholm’ün Gülü.
Ne rüzgar eğdi, ne de tipiler dindirdi rengini,
Bütün bir mevsimin karanlığına meydan okudu.
Bir inat vardı kökünde, bir yaşama sevinci,
Yokluğa karşı, varlığını bize okudu.
Zamandan sıyrılmış bir anının gölgesisin,
Bıraktığın koku, yirmi yılın ötesinden gelir.
Herkes şehri görür, ben sadece o taze gülü,
Kök salan sevginin, asla solmayacağını bilirim.
Şimdi o defter, bir kütüphane oldu kalbimde,
Ve sen, o kütüphanenin en kutsal kaydısın.
Dönüşür her kelime, gerçeğe bir emirle,
Senin yazdığın her dize, hayatımın aynasısın.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.