2
Yorum
39
Beğeni
0,0
Puan
303
Okunma
geçiyordun
Drina kıyısından
güneş üstüne toz kaplanmış
kanadımdan düşen bir tüy gibi
orada duruyordu zaman
saçların rüzgârda savrulunca
ilk defa acımadı yüreğim
Boşnak kızı
bir bakışınla başladı
ömrümün en uzun gecesi
sustuk
ama nehir emretti:
“öpüşün,” dedi
Şimdi:
su çekildi, boş nehir
Janja’da sabah
öpücükle bulaştı zehir
mazlum ki gönlüm
manzum yazar en derinden
sen yine kır güzelim
kır gönlümü
en ince kemiğimden
kaplasın ağır sızı
ve sonra kay yılan gibi
Boşnak kızı
göstersin bana seni
Ayı, Yıldızı ve Günü
Gel yine:
taş köprü altından
geçmedi sözümüz
bıraktın gözümde
Vişegrad’ı,
sümbül bozlu mendili
şimdi döndüm yine
Drina hâlâ serin
suyu yine az
senin alnında
hâlâ ay yıldız
ve gözlerin
başka bir dağın
başka bir uykusuz
ve ben—
hâlâ mazlum,
manzum,
hâlâ bir kuş