2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
250
Okunma
Ebru Ceylan’ın Reşat Nuri Güntekin’in anısına ithafen yazdığı yakarışa istinaden yazdığım cevap.
Sana güzel bir iki şeyden bahsedeyim…
Mesela…
Yeni doğmuş bir bebeğin ilk nefesi,
Yokluktan doğmuş bir ilkokul,
Çatıdan damlayan yağmuru dinleyen bir nine…
Dizlerinde battaniye, gözlerinde Nurdan bir geçmiş.
Bahçesinden kopardığı domatesi pazarda değil,
Yan komşusuna götüren Zehra Teyze’den bahsedeyim.
Bir de sabahları hâlâ gazete alan Kemal Amca’dan,
Ülke düzelirse ilk o inanır, biliyor musun?
Son okuduğum romanda
Niyazi’nin bilek saati zamana değil, vicdana ayarlıydı.
Her ‘tik’ hayalini anlatıyordu,
Her ‘tak’ yoksulluğun alnına sürülen bir sabır mühürüydü.
Günü gününe çalışmış,
Ama bir gün bile şikâyet etmemiş.
Bir de Feride var…
Kırılmamış kalbiyle,
Kırılmış milyon kalbi tamir etmiş
Güneydoğu’da görev yapan bir öğretmen gibi mesela.
Ve evet, deniz sakin buralarda.
Martılar çok bağırmıyor artık.
Kaymakamın işi çözüldü mü, bilmiyorum
Ama çıkarcı Rıfat hâlâ sessiz,
Çünkü Zehra’nın ölümü
Geceleri onun rüyasına giriyormuş.
Hani o kara gözlü çocuk vardı ya,
Sırtında eski bir çanta, içinde sadece defter değil umut taşıyan…
Onu şehre gönderen topal öğretmenin
Ceketinin cebinde hâlâ onun vesikalığı var.
Bir öğrencinin hayali,
Bir öğretmenin dualarında büyüyor şimdi.
Güzel şeylerden bahsedelim...
İnadına, inatla, inançla.
Çünkü bazen bir kelime çiçek açar,
Bir cümle bahar getirir.
Bir insan… bir insana ilaç olur.
Sen yine ona yaz,
Ama bu defa kendi baharını da yaz.
Çünkü meyvesiz ağaç olmaz;
Senin içindeki umut toprağına
İlk fidanı belki bu söz diker.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.