1
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
152
Okunma
Yine gecenin kör saati,
duvarlar geliyor üstüme üstüme
gölgen doluyor odama
Her köşede bir keşke
suskunluğumdan doğma bir ağıt gibi
Söyleyemediğim sözler
Belkide kaybetme korkusuydu
bir bankta yan yana ama uzak
bir bakışlık cesareti kendimde bulamadığım günler.
Tutamadığım ellerin
bir çocuk korkusuyla kaçırdığım anlar
Zaman, arkamdan yürümüş de
ben hiç dönüp bakmamışım.
Ah cesaretim
Ah Gençliği
Ah acemiliğim
rüzgâr eteğimi savururken
ben vitrin camında kendime bakıyormuşum
Hayat önümdeymiş
Ben ardıma bakmışım
Oysa
çiçekli cıvıltılı bir bahar önümdeyken
gözlerim göğe dikiliymiş demek ki
bulutlara kanmak daha kolaymış belki de
Şimdi elimde paslı bir anahtar
açmaya çalıştığım her kapı
bir başka boşluğa çıkıyor.
Ne kadar çevirdiysem de,
hiçbirinde ben kalmamışım
Zaman
omzumda paslı bir zincir gibi ağır.
Her adımda biraz daha gömülüyorum
pişmanlığın toprağına.
İçimdeki çocuk
bir köşede dizlerini sarmış,
bana bakıyor.
Susuyor.
Kırgınlığı da kızgınlığı da eksilmemiş
Keşke diyorum
Keşke
sarılsaydım da
Korkularını alnından öpseydim
kulağına fısıldasaydım
Cesur ol.
Çünkü bazı kapılar bir daha açılmıyor.
Ve bazı eksikler
ömür boyu tamamlanamıyor
Ama artık geçmiş
adını fısıldasam bile dönülmeyen bir yol.
Sadece pişmanlığıyla keşke sı kaldı
ve göğsümde çırpınan kanatları kırık bir kuş
Yönü yok
Mecali de
Pazar çantası gibi
Keşkelerle dolu bir mezarlık şehrim
Taşlar değil anılar dikili her yerde
Ben de o mezarlığın bekçisi,
gel gör ki kendi adımı okuyamıyorum
Sen bir ihtimaldin
Ben öldürdüm o ihtimali korkudan
Cesur olamadım işte
Ve şimdi bu şiir
Tutamadığım o elin
kâğıda düşmüş gölgesi olsun
Ve ölene dek kırık dökük cümlelerimle boğuşmak boynumun borcu olsun
5.0
100% (5)